Bir Artı Bir - Jojo Moyes



Geçen yıl bu zamanlar Jojo Moyes'in "Senden Önce Ben" adlı kitabını okumuş, kahramanları da hikayelerini de çok sevmiştim. Bu sebeple Bir Artı Bir adlı kitabı da tereddüt etmeden satın aldım. Turkuazın hakim olduğu kapak tasarımı beni cezbetti. Tatlı bir aile hikayesi okuyacağım izlenimini uyandırdı. Lakin içerik? Iı ııhh... Kesinlikle sevemedim. 15 Temmuz sonrası geceleri uyuyamama gibi travmatik belirtiler göstermemle başlamıştım bu kitaba. Uzun bir popüler kültür romanı. Vakit geçirmek ve kafa dağıtmak için oldukça iyi bir seçim gibi görünüyordu. Lakin kitaptan bana neler mi kaldı? Bir adam, bir kadın, iki çocuk ve bir köpeğin bitmek bilmeyen araba yolculuğu... Tanzie'nin mide bulantısı, Norman'ın salyaları... Cinsellik üzerine kurgulanmış, temelleri ahlaki yozlaşmaya dayanan bir aşk hikayesi...



Yolcu koltuğundaysam eğer uzun süren araba yolculuklarından gerçekten çok bunalıyorum. Onun etkisi mi yoksa Senden Önce Ben'den sonra kitaptan beklentilerimi çok yüksek seviyede tutmam mı bilinmez, bu kitabı zaman kaybı olarak anımsayacağım kesin. Popüler kültür romanlarına olan tavrım bu kitapla birlikte tamamen katılaştı desem yeridir. Yine de Debbie Macomber, Sarah Jio okuyucularının seveceğini düşünsem de şu yorumdan sonra okuyabilene aşk olsun tabii :) Unutmadan! Kitapta bloggerları minik bir sürpriz bekliyor. Emeğe hürmeten bunu da buraya iliştirelim:)

Heybeme Kalan Kelimeler

*Ancak en mutsuz çocuğun kadar mutlusundur. 

13 Ağustos 2016
13:58
Ankara
Devamını oku..

Yüreğinin Götürdüğü Yere Git - Susanna Tamaro



yüreğinin götürdüğü yere git
Yüreğinin Götürdüğü Yere Git-Susanna Tamaro
Can Yayınları
149 sayfa
Oldukça aşina olduğumuz bir söz " Yüreğinin götürdüğü yere git". Ne var ki ben birkaç ay öncesine kadar bu adı taşıyan dünyaca ünlü bir romanın varlığından habersizdim. Aslında bir 90'lar çocuğu olarak çok daha evvel tanışmış olmam gerekirdi. Gün geçtikçe daha iyi anlıyorum ki ortaokul dönemimde kitaplar konusunda yeteri kadar yönlendirilmedim ya da her zaman akranlarına örnek öğrenci olarak gösterilen ben, kitaplar konusunda aslında o kadar da hevesli değildim. Sanırım, ikincisi.

Bu küçük muhasebeden sonra biraz da kitabın konusundan bahsedeyim. Kitabı, ergenlik dönemindeki torununun Amerika'ya gitme kararı almasından sonra 80 yaşlarında bir kadın olan Olga'nın onun için tuttuğu bir günlük yahut postalanmamış mektupları olarak özetleyebilirim. Olga yazılarında annesinin, kendinin, kızının ve torununun iç huzursuzluklarının kaynağına iniyor. Yaşamının son demlerinde hayat tecrübelerini, sırlarını ardında söylenmemiş hiç bir kelime bırakmama gayreti ve çok fazla zamanı kalmadığı endişesiyle torununa aktarıyor. Kişisel gelişimden felsefeye, politikadan dine pek çok şeyi bulabileceğiniz bilge bir yaşlının yaşam öyküsünü seveceğinizi düşünüyorum. Unutmadan! Kitabın ilk sayfasında Küçük Prens severleri çok tatlı bir sürpriz bekliyor :)

Heybeme Kalan Kelimeler

*...Öksüz mü? İnsanın ninesi ölünce böyle denir mi? Pek emin değilim. Belki de nineler ve dedeler, kayıpları adlandırmaya değmeyecek aksesuarlar olarak görülüyorlardır. İnsan dedesinden ve ninesinden, ne öksüz ne yetim ne de dul kalır. Onları uzun yolun bir yerinde doğallıkla, dalgınlıkla, sanki bir şemsiye unutur gibi bırakırız.

* Ölüler yokluklarıyla değil de onlarla bizim aramızda söylenmeden kalan sözler yüzünden keder verirler asıl.

* Herkes en iyi tanıdığı dünyadan esinlenir.

* İç dünyam düzenli değildi, bu yüzden içimde kaynayan karışıklığı dış dünyaada görmek beni rahatsız ediyordu.

* Mutsuzluk genel olarak dişi çizgiyi izler. Bazı kalıtsal anormaliler gibi anadan kız evlada geçer. Geçerken de zayıflayacağına daha yoğun, daha kalıcı ve daha derin olur.

* Sevgiye tembellik yakışmaz. , onu dolu dolu yaşamak için kararlı ve güçlü devinimler gereklidir.

* Güçlü olabilmek için insanın kendini sevmesi gerekir; kendini sevebilmek için de insan, kendini derinlemesine tanımalı, kendi hakkında her şeyi, en gizli, kabullenmesi en zor şeyleri bilmelidir.

* Bir insanı yargılamadan önce gökte üç ay eskiyinceye dek onun makosenlerinde yürü - Kızılderili Atasözü

Alıcılarıma Takılanlar




30 Ağustos 2016
12:05
Ankara
Devamını oku..

-Miat-



Yazma isteğimi de yetimi de yavaş yavaş kaybediyorum.
Anlıyorum ki blog benim için miadını doldurmuştur artık...
Bu güne dek beni okuyan, yorumlayan, "bi ses" veren herkese çok teşekkür ederim.
Heybemdeki Huzur'u güzel hatırlayın :)
Hoşça kalın.

24.08.2016
Devamını oku..