Zamane Günlük -24 Cemâziye'l-Âhir 1437-



Dün mis gibi bir hava vardı Ankara'da. Artık gerçekten baharın geldiğine ikna olabilirim sanırım pek sevgili günlük. Annemin deyimiyle bahar kuzusu olduğumdan mıdır bilmem bahar adeta benim ayım. Kışı kıyameti, kapalı havayı sevenleri hiç anlamam. Anlayamayacağım da sanırım :) Tiril tiril kıyafetler, buz gibi limonatalar, dondurmalar, çilekler, yeni dünyalar, yemyeşil çayır çimen, uzun yürüyüşler, içeri girmek istememeler, cıvıl cıvıl kuş sesleri, uzun günler, bol ışık... Ayy tamam tamam sakinim :-D



Sabahtan akşama kadar dersim olmasına rağmen zerre kadar yorulmadım. E severek , isteyerek gidiyorum neden yorulayım değil mi? Ders biraz erken bitince minik bir kırtasiye turu yapmayı ihmal etmedim. Allah seni inandırsın bu kez birkaç küçük ihtiyacımı alıp çıktım :) Evimdeki kırtasiye malzemesi rahat 3 çocuk okutur zira.

Duraktaki kuyruğa bir baktım ki durum tam olarak şöyle:

E malum Kızılay'da da tam bomba saati. Şu havayı bir daha nerede bulacağım diyerek kendimi yollara vurdum. Ah bir de kulaklığım olacaktı ki! Olsundu, nereden dilime dolandığını bilemediğim o saçma şarkıyı mırıldanırdım ben de:

"Alımlıyız tamam da
Lütufkar hep tavırlar
Sana kolay belki bu oğlanlar
Assslanlar, çiyaanlar"



Bu nedir yahu :-D Bu aralar Türk Pop'unda bir Leyla patlamasıdır gidiyor hadi hayırlısı. Neyse, neredeyse her kursun önünü dumanaltı eden liseli bebekler topluluğuna bakarak gayri ihtiyarı şekilde; "Diploma gençliğini alır, işsizlik baki kalır" diyerek bence çok yerinde bir tespit yapmış bulundum. "Hadi hadi eğlenin bakalım, 4-5 sene üniversite havası alıp dönmek için parçalayın kendinizi ;)" Aslında üzülüyorum ben bu çocuklara be! Hala sınavlara hazırlandığım düşünülürse kendim için de üzülmek için çok sebebim var da neyse :-D

Az gittim uz gittim, Kurtuluş Parkı'na yaklaşınca iyice bir sevindim. Yeşil Aman Ya Rabbi! Bir rengin her tonu bu kadar mı güzel olur? Hayatımda çok önemli bir değişiklik olmasa da düşüncelerim olumluya evrildikçe aslında hayatın o kadar da zor ve karmaşık olmadığını fark ettim. Düşündüm ki depresif olup enerjimi yerlerde süründürmek için gerçekten bir sebebim yok. Eskiden eve 19:30'da dönmeyi sorun eden ben, 22:30'da eve geliyor yine de vaktimi iyi değerlendirebiliyorum. Elle tutulur bir sebep bulamasam da inanılmaz mutluyum. Çünkü, mutsuz olmama sebep olacak ne varsa kafamdan atma konusunda ustalaştım. Ve tabii ki hayallerimin peşinden koşturmaya devam etmem, bu yolda çaba sarf etmem de içsel dinamizmimi kaybetmemem açısından güzel bir fırsat. Kolay değil bir şeyleri yoluna koymak, seni mutlu edecek şeyleri elde edebilmek. Ama daha zor olan bir şey varsa o da her ahval ve şeraitte mutlu olmayı becerebilmek. İşte bu felsefeyi özümsediğimde gerisi vız gelip tırıs gidecek sevgili günlük.



Ha tabii ki yolun devamında alıcılarıma takılan insan manzaralarını da anlatmadan geçmeyeceğim. Minibüs durağına doğru giderken bir delikanlı diğerine atarlı atarlı bir şeyler anlatıyor. "Neyi satıyon oğlum. Hakim şer goydurttu diyom sana". "Doğru tabii hakimin şerrinden Allah muhafaza :-D" diye kıs kıs yoluna devam eden bir Huzur hayal ediyorsun sen de hemen burada.

Minibüs yolculuklarından kendime hep bir malzeme çıkarırım zaten. Ben diyeyim 1, sen de 2 aylık bir bebek. Kadın öyle bir sarmış ki bebeği görür görmez beni hafakanlar basıyor. Peluş kılıklı bir battaniyenin üzerine örgü bir battaniye sarılmış. Çocuk kıpkırmızı. Kafamı kadına doğru sündürüp "Bunalmış o çocuk" demeye yelteniyorum, yanındakiyle öyle bir konuşuyor ki araya girmek ne mümkün. Arada da bebeğe bakıp bakıp "Anneeem iyi misin?" diye haykırarak gülmesi yok mu! Hani ben o çocuk olsam " Sence benim iyi olma ihtimalim var mı anneee?" diye haykırasım gelir. Zavallım ağlayamıyor bile. Sıcaktan ağlayacak dermanı kalmamış. Kadın terledi diye battaniyeyi biraz gevşetiyor ki ne göreyim? Bebeğin üstünde bir de örgü yelek var. Aman Ya Rabbi! Ben böyle zulüm görmedim. Bebeğe baktıkça öyle bir bunalmışım ki "Ölecek çocuk" serzenişleriyle trençkotumun düğmelerini açıyorum ha gayret :-D Yanımdaki adamların "Sus şom ağızlı!" bakışlarıyla yolumuza devam ederken Hızır imdadıma yetişiyor ve koca yürekli bir insan pencereyi açıyor. O tatlı rüzgarı hissetmemle, dedenin "Gapatın o pencereyi, güçcük çocuk var burda" demesi bir oluyor. Sence Huzur dilini tutabilir mi?" Tabii ki hayır. "Yalnız, o çocuğun üşüme ihtimali yok" diye ağzımdan kurtuluveriyor. Anneanne olduğu kanısına vardığım kadın "Küçcük o ablası üşür" diye, "Sen ne biliyon da konuşuyon la? Dünkü bebe!" çıkışıyla daha fazla tepkileri üstüme çekmeden bebeğin yaşıyor olmasına dua ederek minibüsten iniyorum. Ve tabii ki "Çocuğum olunca yalın ayak, başı kabak gezdirmezsem namerdim" diye kendi kendime büyükçe bir konuşma yapmayı da ihmal etmiyorum.

Millet olarak üşümekten neden bu kadar çok korkuyoruz yıllardır çözemedim. 4 mevsimi yaşayan bir ülkeyiz hani başka iklim kuşağında olsak anlarım da. Gözünüze dizinize dursun demek istiyorum :-D Sosyologlar ve psikologların bu konunun üzerine eğilmesini rica ediyorum. Her bindiğim taşıtın "Havalandırmayı açabilir misiniiiiz? Gençler bir pencereyi açsak? Abi kaloriferi kapatır mısın?" diye çığrınan tek yangın Ayşe'si ben olamam öyle değil mi?

Bu minibüs faciasından sonra buzzz gibi bir bardak limonata beni serinletebilirdi elbet. "Annelik ruhsatı" alınmadan çocuk sahibi olunmasına izin verilmemesi gibi tuhafça düşüncelerle minnak evimin yolunu tuttum. Çantam sırtımdaydı ama karamsarlık yükünü omzumdan attığımdan mıdır bilinmez ben kuş gibi hafiflemiştim.




4 yorum:

  1. İnsanlar kuş gibi nefes alır. Kuş gibi uçar gider.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kuş gibi göçüp gideceğimiz dünyadan bu koşturma niye değil mi Profösör :)

      Sil
  2. Ne güzel anlatmışsın çok hoşuma gitti :) dilerim o içinde ki baharlar hiç solmasın

    Bebeğe üzüldüm garibim annesin gazabına uğramış gibi :) Her mevsim ayrı bir güzeldir tabi en güzeli bahar kuşlar resin esen rüzgar ....:) üşümekte güzeldir ama :) benim de bir teyzem var sağolsun yaz kış donuyor kadın ona baktıkça bana basıyorlar :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :):)
      Teşekkür ederim. Baharımız daim olur inşallah. Ah teyzeler hiç ısınamıyorlar hiç :)

      Sil