Ne Dersiniz?


Merhaba blog ahalisi!
Belki fark etmişsinizdir -umuyorum ki fark ettiniz- bir süredir uğramıyorum buralara.
Allah sizi inandırsın yine depresyondayım :-D
Boşluktan depresyona girilebileceği gibi yoğunluk/yorgunluk da sağlam bir depresyon sebebi olabiliyormuş meğer.
Mesela az sonra uyuyacağım ya hah işte 1 gram dinlenmeden geri uyanacağım. Sabah "Allah'ım bana ütülü bir kıyafet gönder" yakarışlarımı yan komşu duyuyor mu merak etmiyor değilim.
En son adam akıllı bir kahvaltı yaptığım tarih genelde eve son gidiş tarihim oluyor. Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi varmış hakikaten. Ama asla benim yalap şalap yaptığım kahvaltıların değil.
Yakından uzaktan benimle ilgisi olmayan işlere ivme kazandırmaya çalışırken ben "Aha şunu da bitirdim" demeye fırsat bulamadan kurs saati geliyor.
Ciddi ciddi içim geçiyor bazen derste. E tabii basıyoruz hemen Mocca'yı biz de. Uykulu olma halim ile kahve içme miktarımı gösteren grafik ters orantılı olarak seyrederken, Ferritin Allah'a emanet şekilde sıfıra vurma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Duraktaki sıranın sonunun neresi olduğu hususunun ihtilafa yol açmayacak kadar net olduğu günler kendimi şanslı hissediyorum. Bir de oturduysam değmeyin keyfime! Eve gelir gelmez işlerimi yoluna koyma ve akabinde enfes bir uyku çekme hayaliyle uzağı yakın ederken, belediyenin bile geçmekten imtina ettiği sokağa girmemizle irkilerek hayallerimden uyanıyorum. Geçtiğimiz her kasis iç organlarımı titretip "Artık yeme!" sinyalleri gönderen yanaklarımın yere doğru sünmesine sebep olurken bu akşamın da yerde yuvarlanarak geçirileceğini üzülerek idrak etmiş oluyorum. 
"Yemek buldun ye, dayak buldun kaç" mantığıyla akşamın bir vakti yediğim her lokmayı kar sayarken, bir süre sonra sofra bezinin yanında kendimi kıvrılmış buluyorum. İster Karatay'ın ahı deyin ister tohmalamak olarak ifade edin yerde ne kadar uyuduğumu anlayamadığım şekilde uyanıyorum. İşte o an tek yapmak istediğim sofra bezini öylece toplayıp tabaklarla birlikte aşağı silkelemek oluyor :-D En az 48 saattir kuruyan çamaşırları da bir kez daha kaderine terk ettikten sonra bu günün aynısına uyanmak için yatağıma doğru yol alıyorum. Hunharca çalışmam gerekirken bir dirhem dermanımın olmaması ise bu hikayedeki en üzücü ayrıntı. Kendime, sevdiklerime, beni sevenlere, hobilerime, kitaplarıma vakit ayıraramamak da cabası.
Daha önce bahar depresyonundan sağ salim çıkabilen bir blogum olmadı. Nisanın bitmesine sayılı günler kala 'Heybemdeki Huzur' kefeni yırtar mı ne dersiniz? :)


20 yorum:

  1. Bir depresyon hali nasil boyle guzel anlatilir? :) aynisindan bende de var ama cumle bile kuramiyorum :) tez zamanda gecer,gunler de her seye yeter hale gelir insallah.
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :) Amin amin inşallah :)Sevgiler

      Sil
  2. Ooo sen bitmişsin okeye dönüyorsun kardeş.geçecek bunlar merak etme😘Belki yarın,belki yarindan da yakın....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okeye mi dönüyorum :-D :-D İlahi Zehra abla :) Evet evet az kaldı değil mi

      Sil
  3. kesin yırtarr yani bir an evvel yırtmalı kefeni :) hadi bakalım kim tutar seni :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence de ya 4. blogum artık el insaf :):)

      Sil
  4. Okurken ben yoruldum vallahi depresyondan Çıkıpta tekrar dönebilirim bu yazıdan dolayı :))) baya sağlam yırtar bu blog söyleyeyim sana :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim yazılarım sağlam adamı hasta eder böyle :-D Diren Huzur diyorum öyleyse

      Sil
  5. Bu kadar yormadan olmuyor mu acaba? Ama normal adamı bile depresyona sokar. Kendinize vakit ayırmalısınız. Bir yolunu bulup bir düzen tutturmalısınız özellikle uyku için insan yeter miktarda uyumazsa hiç birşeye doğru düzgün adapte olamazki zaten.
    Sağlıcakla kalın...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha planlı yaşamak gerekiyor sanırım. Bunun üzerinde çalışacağım :) Sormayın, uykusuzluk hiçbir şeye benzemiyor

      Sil
    2. Gençken daha da çok yoruluyor insan. Çocuklar,iş ,güç,eş... E,hepsi size bakıyor tabii. Şimdi çalışma hayatı da çok ağır grliyordur değil mi? Sma bunlar geçer Allah sağlık ve huxur versin. Emeklilik vakti gelince benim gibi aytılmayı bile istemezsiniz belki de. İnanın bugünlet de geçer. Çocuklar birsz büyüsün hele..."dildennagmeler.blogspot.com"

      Sil
  6. yırtmalı, bence... ben de bu sıralar zor yazıyorum bloga , hatta daha doğrusu zor yaşıyorum, bir insana nefes almak zor gelir mi, geliyormuş....
    ama güzel arkadaşlıkla kurduğum blog( ki kendisi de benim için büyük bir rahatlama sağlıyor zaman zaman ) biraz durgun bir zaman geçirse de var olmalı bence ( tabii heybemdeki huzurda )

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Soslucum,
      O zaman blogumuza sahip çıkalım diyorum :)

      Sil
  7. Aman diyeyim Esram ne tatlısın sen ya içim cızladı bu haller nedir? Bak anneni arayıp bu kız bakamıyor kendine derim depresyonun birinden çıkıp ötekine giriyor derim görürsün olacakları :) Hadi canım hadi güçlü kızsın sen hırslısın ne depresyonlar gördü bu bünye .Yalnız bu tatlılıkla anlattığın depresyon hallerin de pek bir sempatik geldi bana.Yırtsın kefeni bu tatlı blog.sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ablacığım asıl bu ne tatlı yorumdur böyle :) Hakikaten bakamıyorum sanırım kendime :-S Ben ne yangınlar gördüm değil mi yaa? :) Bunu da atlatırız inşallah. Öpüyorum çokça sevgiler

      Sil
  8. Okurken hissettim oradaki duyguları vallahi :D Umarım bu durum bir an önce son bulur ^.^

    YanıtlaSil
  9. Merhabaaa yeni keşfettim seni. Yazıların çok hoş. Okurken ben depresyona girdim. Zaten depresyondayım mezun oluyorum iş sıkıntısı final sınav sonuçları derken hoooop çöküşş. Eminim bu günlerimi atlatıcaz geriye baktığımızda bugünlerimizi hatırladığımızda gülümseyeceğiz :) Sevgilerrr, mutluluklar. Bende bloguma beklerim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deep'te gorup takibe aldim seni. Cok tatli bir kulanici ismin var :)
      O donemi de atlatmis biri olarak sabir diyorum sadece. Allah yardimcin olsun :)

      Sil
    2. yorumun kadar kendinden cok tatlısın eminim. cok teşekkür ederimm :)

      Sil