Nisandan Kareler

Günlük yazamıyorum bari aylık fotoğraf albümü yapayım kendime dedim. Bu vakitsizlikle anallara doğru evrilebilir blog yazma serüvenim, biline :)
Leylaklarımız bu yıl erken açmış :)

Ülker Çikolatalı Gofret sevmeyen? :-P

Şüphesiz nisana dair en özel gün 23'üydü. E kızların anasınıfındaki ilk gösterisiydi kolay mı? :)





"Aşk bazen sabırla tavla oynamayı öğretmektir ♥"
Z.Hanım Ablam'dan mutluluk takviyesi
Huzur'ca dinlenme
Nazlı çiçeğin ilk günü 
Havada mektup kokusu var
Olayları hukukçu bakış açısıyla değerlendirirken... :-D
Özlemle beklenen çalışma halleri
Nisandan heybeme kalan kareler böyleydi.
Böyle gayet renkli bir ay gibi görünse de yorgunluktan kırılıyordum aslında ben :-D
Bakalım mayısta dünya gözüyle neler göreceğiz :-P
Sevgiyle kalın ♥





Devamını oku..

Ne Dersiniz?


Merhaba blog ahalisi!
Belki fark etmişsinizdir -umuyorum ki fark ettiniz- bir süredir uğramıyorum buralara.
Allah sizi inandırsın yine depresyondayım :-D
Boşluktan depresyona girilebileceği gibi yoğunluk/yorgunluk da sağlam bir depresyon sebebi olabiliyormuş meğer.
Mesela az sonra uyuyacağım ya hah işte 1 gram dinlenmeden geri uyanacağım. Sabah "Allah'ım bana ütülü bir kıyafet gönder" yakarışlarımı yan komşu duyuyor mu merak etmiyor değilim.
En son adam akıllı bir kahvaltı yaptığım tarih genelde eve son gidiş tarihim oluyor. Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi varmış hakikaten. Ama asla benim yalap şalap yaptığım kahvaltıların değil.
Yakından uzaktan benimle ilgisi olmayan işlere ivme kazandırmaya çalışırken ben "Aha şunu da bitirdim" demeye fırsat bulamadan kurs saati geliyor.
Ciddi ciddi içim geçiyor bazen derste. E tabii basıyoruz hemen Mocca'yı biz de. Uykulu olma halim ile kahve içme miktarımı gösteren grafik ters orantılı olarak seyrederken, Ferritin Allah'a emanet şekilde sıfıra vurma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Duraktaki sıranın sonunun neresi olduğu hususunun ihtilafa yol açmayacak kadar net olduğu günler kendimi şanslı hissediyorum. Bir de oturduysam değmeyin keyfime! Eve gelir gelmez işlerimi yoluna koyma ve akabinde enfes bir uyku çekme hayaliyle uzağı yakın ederken, belediyenin bile geçmekten imtina ettiği sokağa girmemizle irkilerek hayallerimden uyanıyorum. Geçtiğimiz her kasis iç organlarımı titretip "Artık yeme!" sinyalleri gönderen yanaklarımın yere doğru sünmesine sebep olurken bu akşamın da yerde yuvarlanarak geçirileceğini üzülerek idrak etmiş oluyorum. 
"Yemek buldun ye, dayak buldun kaç" mantığıyla akşamın bir vakti yediğim her lokmayı kar sayarken, bir süre sonra sofra bezinin yanında kendimi kıvrılmış buluyorum. İster Karatay'ın ahı deyin ister tohmalamak olarak ifade edin yerde ne kadar uyuduğumu anlayamadığım şekilde uyanıyorum. İşte o an tek yapmak istediğim sofra bezini öylece toplayıp tabaklarla birlikte aşağı silkelemek oluyor :-D En az 48 saattir kuruyan çamaşırları da bir kez daha kaderine terk ettikten sonra bu günün aynısına uyanmak için yatağıma doğru yol alıyorum. Hunharca çalışmam gerekirken bir dirhem dermanımın olmaması ise bu hikayedeki en üzücü ayrıntı. Kendime, sevdiklerime, beni sevenlere, hobilerime, kitaplarıma vakit ayıraramamak da cabası.
Daha önce bahar depresyonundan sağ salim çıkabilen bir blogum olmadı. Nisanın bitmesine sayılı günler kala 'Heybemdeki Huzur' kefeni yırtar mı ne dersiniz? :)


Devamını oku..

Zamane Günlük - Silinmez




"Herkes gibi günlük sevinçlerin, heyecanların akışına kapılıp gidemez miyim?
Neden olaylar benim üzerimde silinmez izler bırakıyor?"


Oğuz Atay









Devamını oku..

Kırtasiye: Mini Gereçler

mini kırtasiye gereçleri

Merhabalar,
Kırtasiye köşemin ikinci konuğu mini kırtasiye gereçleri. Çantada, kalemlikte rahatça taşınabilecek bu gereçleri çok sevdim ben.

İçeriği:
-Makas
-Zımba
-Zımba teli (Üstelik lacivert :)
-Bantlık
-Yedek bant
-2 adet ataç
-Plastik kutu

Fiyatı 8 tl olup Ankara/Kızılay Galeri Ekin Kırtasiye'den satın almıştım. Yalnızca mavi rengi mevcuttu. Aldıktan sonra pembe renkli ve içeriği biracık daha farklı olan mini gereç kutusunun Accessorize'da 29.90 tl'ye satışta olduğunu gördüm. İlk olarak onu görseydim alır mıydım? Tabii ki hayır :)
Bir kırtasiye ürünün sevimli ve enteresan olması kadar ucuz olması da önemli elbet. Yoksa bu kadar kırtasiye malzemesini nasıl biriktirelim öyle değil mi? :)
Bol kırtasiyeli, renkli günleriniz olsun





Devamını oku..

Zoka ♥

el yapımı kutu

Kafa dengi, içten, yer yer duygusal, sağ duyulu, temiz kalpli, dostun dibi, sevilesi hatun Zoka... 
İyi ki çıktın karşıma!


Devamını oku..

Zamane Günlük - 29 Cemâziye'l-Âhir 1437



"Siz kendinizi değiştirmedikçe biz sizi değiştirecek değiliz." (Râd/11)
***

Yaşadığım sinir boşalmasına rağmen mübarek Üç Aylar'a yeni kararlarla, sakin ve huzurlu bir şekilde başlamak istiyorum.
Planların başkalarıyla paylaşıldıkça uygulanabilitesi düşüyor sanırım. Bu nedenle inşallah gerçekleştirdikçe yazacağım buraya. 
Aldığım kararlardan biri de olumsuzlukları fazla dillendirmemek lakin şunu belirteyim ki zerre kadar iyiliği hak etmeyen, her fırsatta yılan gibi sokup zehrini içime akıtan kimseye Allah bir dirhem emeğimi nasip etmesin bundan sonra. Bu güne dair düşülecek en anlamlı not bu sanırım. 
Rabbim hepimizi iyi insanlarla karşılaştırsın.
Hayırlı kandiller ♥

NOT: Blogumu bundan böyle yalnızca blog yazarları okuyabilecek. Anlayışınız için teşekkürler.








Devamını oku..

Bir Müddet Ara


Bu gün peş peşe çılgınlar gibi yayın girmemden anlamıştınız değil mi altından bir şey çıkacağını :)
Mola vermeden önce biriken yazılarımı yayınlayayım dedim.
Yoğunluğumdan mütevellit sosyal medya detoksu yapmak durumundayım.
Öyleyse şimdi boş defterlerimi doldurma zamanı.
Fırsat buldukça güne düştüğüm notları burada yayınlamaya devam edeceğim.
Ramazan'da ya da Ramazan'dan sonra görüşmek dileğiyle...
Hoşça kalın :)

Devamını oku..

Hatıra Kumbaram #8

Çevremde hatırlı insanlar oldukça, haliyle hiç boş kalmıyor hatıra kumbaram :)
Şu zarif fincan takımı Hanesüs'ten... Erken doğum günü hediyesi yollayarak hem mahcup etti hem de çok mutlu etti beni.



Şimdiden iki misafir ağırladım bile fincanlarımla :)



Bunlar da Tüty'den... Hani şurada bahsetmiştim hatırladınız mı? :)
Düğün maceralarımızı anlattığı eğlenceli bir mektup, defalarca almaya niyetlenip almadığım Metis ajanda, otantik bir kahve paketi ve drajeler.



İki güzel insan aynı gün birbirinden habersiz, bunları hediye ediyor bana.
Daha tamamlayıcı bir hediye kombinasyonu olamazdı sanıyorum :)
Teşekkür ederim kızlar, kesenize bereket.
Hatır alanlarınız çok olsun e mi? :)




Devamını oku..

Zamane Günlük -24 Cemâziye'l-Âhir 1437-



Dün mis gibi bir hava vardı Ankara'da. Artık gerçekten baharın geldiğine ikna olabilirim sanırım pek sevgili günlük. Annemin deyimiyle bahar kuzusu olduğumdan mıdır bilmem bahar adeta benim ayım. Kışı kıyameti, kapalı havayı sevenleri hiç anlamam. Anlayamayacağım da sanırım :) Tiril tiril kıyafetler, buz gibi limonatalar, dondurmalar, çilekler, yeni dünyalar, yemyeşil çayır çimen, uzun yürüyüşler, içeri girmek istememeler, cıvıl cıvıl kuş sesleri, uzun günler, bol ışık... Ayy tamam tamam sakinim :-D



Sabahtan akşama kadar dersim olmasına rağmen zerre kadar yorulmadım. E severek , isteyerek gidiyorum neden yorulayım değil mi? Ders biraz erken bitince minik bir kırtasiye turu yapmayı ihmal etmedim. Allah seni inandırsın bu kez birkaç küçük ihtiyacımı alıp çıktım :) Evimdeki kırtasiye malzemesi rahat 3 çocuk okutur zira.

Duraktaki kuyruğa bir baktım ki durum tam olarak şöyle:

E malum Kızılay'da da tam bomba saati. Şu havayı bir daha nerede bulacağım diyerek kendimi yollara vurdum. Ah bir de kulaklığım olacaktı ki! Olsundu, nereden dilime dolandığını bilemediğim o saçma şarkıyı mırıldanırdım ben de:

"Alımlıyız tamam da
Lütufkar hep tavırlar
Sana kolay belki bu oğlanlar
Assslanlar, çiyaanlar"



Bu nedir yahu :-D Bu aralar Türk Pop'unda bir Leyla patlamasıdır gidiyor hadi hayırlısı. Neyse, neredeyse her kursun önünü dumanaltı eden liseli bebekler topluluğuna bakarak gayri ihtiyarı şekilde; "Diploma gençliğini alır, işsizlik baki kalır" diyerek bence çok yerinde bir tespit yapmış bulundum. "Hadi hadi eğlenin bakalım, 4-5 sene üniversite havası alıp dönmek için parçalayın kendinizi ;)" Aslında üzülüyorum ben bu çocuklara be! Hala sınavlara hazırlandığım düşünülürse kendim için de üzülmek için çok sebebim var da neyse :-D

Az gittim uz gittim, Kurtuluş Parkı'na yaklaşınca iyice bir sevindim. Yeşil Aman Ya Rabbi! Bir rengin her tonu bu kadar mı güzel olur? Hayatımda çok önemli bir değişiklik olmasa da düşüncelerim olumluya evrildikçe aslında hayatın o kadar da zor ve karmaşık olmadığını fark ettim. Düşündüm ki depresif olup enerjimi yerlerde süründürmek için gerçekten bir sebebim yok. Eskiden eve 19:30'da dönmeyi sorun eden ben, 22:30'da eve geliyor yine de vaktimi iyi değerlendirebiliyorum. Elle tutulur bir sebep bulamasam da inanılmaz mutluyum. Çünkü, mutsuz olmama sebep olacak ne varsa kafamdan atma konusunda ustalaştım. Ve tabii ki hayallerimin peşinden koşturmaya devam etmem, bu yolda çaba sarf etmem de içsel dinamizmimi kaybetmemem açısından güzel bir fırsat. Kolay değil bir şeyleri yoluna koymak, seni mutlu edecek şeyleri elde edebilmek. Ama daha zor olan bir şey varsa o da her ahval ve şeraitte mutlu olmayı becerebilmek. İşte bu felsefeyi özümsediğimde gerisi vız gelip tırıs gidecek sevgili günlük.



Ha tabii ki yolun devamında alıcılarıma takılan insan manzaralarını da anlatmadan geçmeyeceğim. Minibüs durağına doğru giderken bir delikanlı diğerine atarlı atarlı bir şeyler anlatıyor. "Neyi satıyon oğlum. Hakim şer goydurttu diyom sana". "Doğru tabii hakimin şerrinden Allah muhafaza :-D" diye kıs kıs yoluna devam eden bir Huzur hayal ediyorsun sen de hemen burada.

Minibüs yolculuklarından kendime hep bir malzeme çıkarırım zaten. Ben diyeyim 1, sen de 2 aylık bir bebek. Kadın öyle bir sarmış ki bebeği görür görmez beni hafakanlar basıyor. Peluş kılıklı bir battaniyenin üzerine örgü bir battaniye sarılmış. Çocuk kıpkırmızı. Kafamı kadına doğru sündürüp "Bunalmış o çocuk" demeye yelteniyorum, yanındakiyle öyle bir konuşuyor ki araya girmek ne mümkün. Arada da bebeğe bakıp bakıp "Anneeem iyi misin?" diye haykırarak gülmesi yok mu! Hani ben o çocuk olsam " Sence benim iyi olma ihtimalim var mı anneee?" diye haykırasım gelir. Zavallım ağlayamıyor bile. Sıcaktan ağlayacak dermanı kalmamış. Kadın terledi diye battaniyeyi biraz gevşetiyor ki ne göreyim? Bebeğin üstünde bir de örgü yelek var. Aman Ya Rabbi! Ben böyle zulüm görmedim. Bebeğe baktıkça öyle bir bunalmışım ki "Ölecek çocuk" serzenişleriyle trençkotumun düğmelerini açıyorum ha gayret :-D Yanımdaki adamların "Sus şom ağızlı!" bakışlarıyla yolumuza devam ederken Hızır imdadıma yetişiyor ve koca yürekli bir insan pencereyi açıyor. O tatlı rüzgarı hissetmemle, dedenin "Gapatın o pencereyi, güçcük çocuk var burda" demesi bir oluyor. Sence Huzur dilini tutabilir mi?" Tabii ki hayır. "Yalnız, o çocuğun üşüme ihtimali yok" diye ağzımdan kurtuluveriyor. Anneanne olduğu kanısına vardığım kadın "Küçcük o ablası üşür" diye, "Sen ne biliyon da konuşuyon la? Dünkü bebe!" çıkışıyla daha fazla tepkileri üstüme çekmeden bebeğin yaşıyor olmasına dua ederek minibüsten iniyorum. Ve tabii ki "Çocuğum olunca yalın ayak, başı kabak gezdirmezsem namerdim" diye kendi kendime büyükçe bir konuşma yapmayı da ihmal etmiyorum.

Millet olarak üşümekten neden bu kadar çok korkuyoruz yıllardır çözemedim. 4 mevsimi yaşayan bir ülkeyiz hani başka iklim kuşağında olsak anlarım da. Gözünüze dizinize dursun demek istiyorum :-D Sosyologlar ve psikologların bu konunun üzerine eğilmesini rica ediyorum. Her bindiğim taşıtın "Havalandırmayı açabilir misiniiiiz? Gençler bir pencereyi açsak? Abi kaloriferi kapatır mısın?" diye çığrınan tek yangın Ayşe'si ben olamam öyle değil mi?

Bu minibüs faciasından sonra buzzz gibi bir bardak limonata beni serinletebilirdi elbet. "Annelik ruhsatı" alınmadan çocuk sahibi olunmasına izin verilmemesi gibi tuhafça düşüncelerle minnak evimin yolunu tuttum. Çantam sırtımdaydı ama karamsarlık yükünü omzumdan attığımdan mıdır bilinmez ben kuş gibi hafiflemiştim.




Devamını oku..

Noel Anne - Huzur

Çılgın Poşet bana bu ismi taktı iyi mi? "Noel Anne" :):) Ne kadar hak ediyorum bilmem ama sevdim ben bu ismi :)  Sizlere son zamanlarda hazırladığım mutluluk postalarını göstereyim dedim.
Nur'a gönderdiğim paketler ve sevdiğim diğer güzelliklere gönderdiğim postalar...

Ana sınıfına giden ikizlerimiz, mektuplaşmanın nasıl bir şey olduğunu merak ediyorlardı. Ben de okullarına kart attımm :) İlkokula giderken ana sınıfı öğretmenim bayramlarda, doğum günlerimde kart atardı bana. Öğretmenim de elinde renkli zarflarla gelince sınıfa ne mutlu olurdum. Çocukların şaşkın bakışları içinde o zarfı açmak nasıl mutlu ederdi beni. İşte bizim whatsapp çocukları da bunu yaşasın istedim :) Düşünsenize belki benden başka kimseden kart almayacaklardı :( Tabii nerede o eski öğretmenler... Öğretmenleri zarfı açıp okumamış bile çocuklara :-/ İnsan bi okumaz mı ya hu?




Bir arkadaşımın doğum günü için hazırladığım paket...


Instagram'da tanıştığım tatlı bir bayan için hazırladığım bardak altlığı ve üzerinde hama boncuklarından yaptığım, Küçük Prens'in tilkisinin yer aldığı  tebrik kartı :)


Hanesus'un doğum günü için gönderdiğim paket ve Zehra Abla'yla takas ettiğimiz kitaplar...


Yine bir arkadaş için Galata Kule'li defter ve kitap ayracı. Her ne kadar göremeseniz de :)

'

Vee son olarak benim için kardeşten öte insanın doğum günü için hazırladığım 90'lar temalı paket :) 90'lara ait bulduğum oyuncaklar ve yiyeceklerden oluşan bir sepet oluşturdum. Bir de uzun zamandır okumak istediği Mücella'yı ekledim. Nasıl mutlu oldu anlatamam :)



Ben fotoğraflamayı unuttuğum için fotoğrafları ondan rica ettim. Eskiden yaptığım kutular, aldığım hediyeler ve kendi sevdiği oyuncaklarıyla toplu bir fotoğraf çekmiş.



İşte heybemdeki hediyeler böyleydi bu ay.
Minik fedakarlıklarla, sevdiklerinizin yüzünde kocaman gülümsemeler oluşturmayı ihmal etmeyin :)
Sevgiyle kalın.


Devamını oku..