Modern Zamanların Sığınağı: "Bloglar"

sığınak

Bloglarla tanışmam, geri dönüşüm projelerine merak salmamla oldu. Uzun bir beraberliğin son demlerinin yaşandığı, "Tamam mı? Devam mı?" çıkmazına sürüklendiğim günlerde bir de üstüne hukuk fakültesi 4. sınıf derslerinin dayanılmaz ağırlığı eklenince istemsiz bir şekilde yeni ilgi alanları arayışına girdiğimi fark ettim. Aslında çocukluğumdan beri el işlerine hep merak duyardım ancak daha önce bu kadar sistemli bir şekilde ilgilenme fırsatım olmamıştı. Belki de bunu fırsat olarak ifade etmek pek doğru olmayabilir. Zira içinde bulunduğum dönem, bir hobiyle uğraşmaya fırsat bulmak şöyle dursun, başımı kaşımaya vakit bulamadığım sıkışık bir dönemdi. O yüzden bu aslında bir kaçıştı. Vücudun mevcut stres faktörleri karşısında bir nevi kendini savunma mekanizmasını devreye sokmasıydı. Şalterleri indirmek, kepenkleri kapatıp gitmekti. Adına ne derseniz işte. Okulu bitirme telaşı, 3 yıldır rayına oturtulamamış bir ilişki, hiçbir zaman arkadaşın olabilmeyi başaramamış bir erkek arkadaş, her tartışma ve akabinde yaşanan moral bozukluğu sonucu açıklama yapma zorunluluğu duyulan bir aile, neticede kime şirin görüneceğini şaşırırken maymun olan bir kız çocuğu işte... Her neyse. Bu yazının konusu benim bin yıllık hayal kırıklıklarım değil. Ancak, çıkış noktamı açıklamamda yardımcı olduğunu düşünüyorum. Velhasıl, kendim dahil, içinden çıkamadığım her ne varsa onlardan kaçma çabasındayken karşılaştım ben bloglarla. Yolum muhtemelen çok kere düşmüştür daha önce ancak adının blog olduğundan, buranın nevi şahsına münhasır bir sanal camia olduğundan haberdar olmam 2012 yılının Kasım ayına denk düşer.

O sıralar işimi gücümü bırakıp blog keşfetmeye koyuldum. Vizeler biter bitmez de yapmak istediğim hobi çalışmaları için malzeme teminine giriştim. Birkaç geri dönüşüm çalışması yapmış ve inanılmaz keyif almıştım. Artık benim için terapinin iki adı vardı: Hobi ve blog. Öyle ki, okulu bitirir bitirmez en çok yapmayı istediğim şey -bunu tereddüt etmeden söyleyebilirim- bir hobi blogu açmaktı. Öyle de yaptım. 13 Ağustos 2013 tarihinde ilk blogumla blog camiasına adımımı attım. Girişimci ruhumu her zaman destekleyen (!) sevgili erkek arkadaşımın katkılarıyla birkaç yayının ardından o açmayı çok istediğim blogumu kapatmak zorunda kaldım. 2013 yılının Aralık ayının sonlarına doğru -artık kendisini çok takmıyor olacağım ki- ikinci blogumu açtım. O güne kadar yapmak isteyip de yapamadığım şeylerin acısını çıkarırcasına daha bir iştiyakle sarıldım bloguma. Deli gibi hobi çalışması yapıyor, bir taraftan da bilinen bir hobi blogu olma yönünde inanılmaz bir çaba sarfediyordum. Yazmanın mucizevi etkisini keşfetmemle birlikte kişisel yazılar da paylaşmaya başladım. Ancak, KPSS'nin yaklaşmışlığını bahane ederek 5 aylık bir deneyimin ardından blogumu kapatım.

Hiçbir sıkıntı baki değildir. E, KPSS de geçti, kaldık mı el elde baş başta. Blogumu kapatmanın pişmanlığıyla 3 Ağustos 2014'te yeni bir blog açtım. Bu sefer hobi blogu olma gibi bir gayem yoktu. Kişisel yazılara da ağırlık vermiştim ki bir yazımda kalemine çok güvendiğim Sevgili Söz Sanatı'nın "İçindeki yazarı özgür bırakmışsın" yorumuyla daha bir şevkle yazmaya başladım. İlk okuduğum andan itibaren beni yazının içine çeken, yazılarına yorum yazmak istediğimde yazıya değer kelime bulma arayışına girdiğim, üstelik de beğenmediği bir yazıya sırf yazarın gönlünü hoş tutmak için övgüde bulunmayacağını bildiğim karaktere sahip bir arkadaşımdan bunu duymak benim için elbette önemliydi. Yanlış anlaşılmasın, yazılarımın sanatsal bir değer taşıdığına ilişkin bir iddiam yok. O gün bu gündür ne kadar ilerleme kaydedebildim onu da bilmiyorum. Ama yazmayı çok sevdiğim ve farklı türlerde de geliştirmek istediğim konusunda hiç şüphem yok. Ve bu farkındalığı oluşturduğu için Söz Sanatı'na bir kez daha teşekkür etmek istiyorum :)

Üçüncü blogumda gerçek anlamda bloggerlığı tattığımı söyleyebilirim. Çekilişler, hediyeleşme etkinlikleri, konuk yazar almak, başka bir sitede yazarlık yapmak ve ürün tanıtımı yapmak gibi aktif bir blogger olmak adına ne varsa yaptım. Üstelik pek çok blogger arkadaşımla ilişkilerimi gerçek hayata taşımayı da başardım. Ama ne olduysa oldu, yaklaşan yeni bir sınav dönemi ve duygusal hezeyanlar beni Nisan 2015'te blogumdan koparmayı başardı.

İnsan yazmaya alışmaya görsün, inanın yazmadan duramıyor. Çok geçmeden Haziran 2015'te "Heybemdeki Huzur"la aranıza yeniden döndüm. O gün bu gündür de burada yazmaya devam ediyorum. İşte çalkantılı blog serüvenim bundan ibaret :) Gönül isterdi ki bu sene ilk blogumun 3. senesini kutlayalım birlikte. Nasip işte... İnsan verdiği kararlardan pişmanlık duysa da aynı hataya defalarca düşebiliyormuş meğer. Ama yok... Bu sefer blogumdan ayrılmaya hiç niyetim yok. Bu blog benim hayatımın izdüşümü. Bu güne kadar birçok blog kapatmamın nedeni aslında yazdığım şeyleri yok saymaya çalışmaktı. Ben sildim diye havada asılı kalan cümlelerim yok olmadı, geçmiş değişmedi, hırsımı bloglarımdan aldım diye başım da göğe ermedi. Bırakın blogumu kapatmayı bir tek yazımı dahi silmek istemiyorum artık. Beni ben yapan her şey bu blogda. Yaşadıklarımı yazmaya, yazdıkça rahatlamaya devam edeceğim. Velhasıl kendi sığınağımı kendi ellerimle yıkmayacağım bir daha.

Bu güne kadar iyi bir blogger olmak adına nelere dikkat etmemiz, nelerden kaçınmamız gerektiği namına ne varsa söylendi sanıyorum. Benim söyleyeceklerim Alexa değerleri, şablon tasarımı, blogdan nasıl para kazanılacağı ile ilgili değil. Bunları ehline bırakmak lazım. Benim tavsiyelerim farklı bir perspektifte olacak.

* Başlıkta da bahsettiğim gibi bloglar bizim modern sığınaklarımız, hayatın karmaşasına yenik düşmemek, toza dumana bulanmış bu kirli dünyada kaybolmamak için soluklandığımız alanlarımız. Hem bize benzeyen hem de bir o kadar yabancı onlarca insana açtığımız modern günlüklerimiz. Kilitli çekmecelerde saklanacak kadar mahrem, dünyaya haykırılacak kadar derin yaralarımızın zabıt varakaları... Bu nedenle sanal arkadaşlığı, reele taşımak istemeyen bloggerlara cephe almayın, gönül koymayın. İletişime geçmek konusunda ısrarcı olmayın. Demem o ki insanların sığınağını bombardıman altında bırakmayın. Bırakın sevdiğiniz cümlelerin öznesi gizli kalsın.

* Gerek gerçek hayatta bir tanıdığı olun gerek de blog arkadaşı, kimseyi -o bunu istemedikçe-  blogunda yazdıklarından ötürü bire bir sorguya çekmeyin. Yalnızca yazının altında düşüncelerinizi yorum olarak bırakmakla yetinin. O, bunları yazmak yerine birileriyle yüz yüze konuşmayı tercih etseydi emin olun bunu yapardı zaten.

* Her nasılsa blog yazdığını öğrendiğiniz insanları -o direkt paylaşmak istemedikçe- "Aa blogunun adresini versene. Biz de okuyalım" diyerek zor duruda bırakmayın. Çok olsa 3 kez okuyacağınız blog için insanları huzursuz ederek onların yazma özgürlüğünü ellerinden almayın. Kendi öğrendiği yetmezmiş gibi bir de başkalarına duyuranlar var ki aklınızı oynatırsınız...

* Bir blogu sevebilirsiniz, o bloggerın da sizin blogunuzdan haberdar olmasını isteyebilirsiniz ancak Ümmet-i Muhammed aşkına onu "size de" beklemeyin. Blog keşif etkinlikleri ile takipçi sayınızda yaşanan artış ilk başlarda sizi mutlu etse de minnet duygusuyla takibe aldığınız, tarzınız olmayan onlarca blogu yayın listenizde görmek emin olun sonradan canınızı çok sıkacaktır. Blog keşif etkinliklerinin ilk dönemlerinde gaza gelip bu yorumu bıraktığım kim varsa cemaat-i blog huzurunda haklarını helal etsinler lütfen :)

* Ve son olarak, bloggerlığı okuyucudan herhangi bir beklentiniz olmadan yapın, mütekabiliyet esasıyla hareket etmeyin. Bir blogu seviyor ve yazarın tarzını beğeniyorsanız yorumlarınızla, diğer sosyal ağlardaki paylaşımlarınızla o blogu destekleyin. Yorum yahut tanıtım beklentisiyle blog okurluğu yapmayın. Blog okur-yazarlığını daha profesyonel saiklerle, insanların hayatına bir yerlerden dokunma gayesiyle yaptığımız takdirde bloglarımızın diğer sosyal ağlara yenik düşmeyeceğine inanıyorum.

E o kadar eteğimdeki taşı döktüm. İğneyi kendime batırmazsam olmaz değil mi? :)

* Mevcut çekilişim sona erdiğinde blogumda yeni bir çekiliş düzenlemeyi düşünmüyorum. Takipçi sayımın artması bu gibi etkinliklere değil, yazılarımın kalitesine bağlı olmalı.

* Mutluluk Postası Hediyeleşme Etkinliklerim çok sevildi. Ancak, blogumda artık bu gibi hediyeleşme etkinlikleri düzenlemeyi yahut mevcut bir hediyeleşme etkinliğine katılmayı düşünmüyorum. Biliyorsunuz ki hediye paketlemeyi, çevremdekilere küçük sürprizler yaşatmayı çok seviyorum. Artık bunu sadece bir süreye, bir kurala bağlı olmadan içimden geldiği, karşılıklı bir beklentinin olmadığını bildiğim zamanlarda yapmak istiyorum. Bu noktada da anlayışınıza sığınıyorum.

* Yeni bir bahar temizliği yaptım ve bana hitap etmeyen, hatır için takibe aldığım blogları okuma listemden gizledim.Takibe devam ediyorum lakin artık sadece bana bir şeyler katan, ilgi alanlarıma yönelik blogları takip etmek istiyorum. Hatır için istemediğimiz o kadar çok şey yapıyoruz ki günlük hayatta, burada da kendimiz gibi davranamayacaksak şahsım adına gidebileceğim başka bir mecra kalmadığını söyleyebilirim.

* Eski blogum döneminde belirtmiştim haberdar olmayan arkadaşlar için bir kez de buradan belirteyim; mimleri cevaplamıyorum arkadaşlar. Sipariş üzerine yazı yazmak bana göre değil. İtiraf etmeliyim ki "mimlenme" ifadesi de bana pek hoş gelmiyor.

* Son olarak "Haftanın Blogu" etkinliğine de katılmayacağımı belirteyim. Zira, "Blog Rehberi" ile blogumda pek çok blogun tanıtımını yaptığım için blog alemine karşı vefa borcumu yerine getirdiğime inanıyorum :) Ayrıca, ayda ortalama 5-6 yazı yazabiliyorken 4 yazıyı blog tanıtımına ayırmak bana pek mantıklı gelmiyor.

Bu ne sivri dilli kız diyebilirsiniz... Belki öyleyim belki de değilim. Ama şundan eminim ki "cici blogger" olmaktansa düşüncelerimi açık yüreklilikle belirtmeyi tercih ederim. "Benim blogum O la la! Diğerleri tü kaka" gibi bir kibre sahip olduğum şeklinde de anlaşılmasın. Dedim ya, düşüncelerimi özgürce belirteceğim ortam itibariyle pek bir seçeneğim kalmadı. İç dökmelerim, anı koleksiyonlarım, okuma notlarım, kırtasiye malzemelerim, hobilerim ve kendimi geliştimek adına yazmayı planladığım edebi türler yahut toplumsal farkındalık oluşturmaya katkı sağlayacak yazılarımla bloggerlık serüvenim devam edecek. Belki her zaman huzur bulamazsınız burada ama huzuru arayan bir kızın bu idealine ulaşma yolunda ona yol arkadaşı olmak isterseniz "Heybemdeki Huzur"un kapısı size her zaman açık. Sevgilerimle...




39 yorum:

  1. Hani derler ya içimi mi okudun diye, benimkisi de o hesap sanırım, tam da yüreğimde olanların bir çeşit izdüşümü gibi oldu bu yazı teşekkürler öncelikle. [Bu kelimeyi çok seviyorum, çünkü yazıyı okuyana aman ha dikkat birazdan uzun bir yazı çıkacak manasını taşıyor bana göre :)]

    Benim de 3.blogum şu an ve inşallah ayrılmam ondan; ama şu ayrı kalma veya duyguların-düşüncelerin ifade edilememesi durumu yok mu yazmaya alışmış bir insan için oldukça zor. Herhalde bu sebeptendir bloggerlerin, özellikle de kişisel blogların, bir daha denemeleri ve ardından tekrardan denemeleri.. İnsan yazmaya başlayınca hem diline, hem gönlüne hem de aklına söz geçiremiyor sanki. İlla ki yazmalıyım bir şeyler diyor içten içe..

    Sizin gibi bloguma beklerim diye gelen yorumlardan hoşlanmıyorum. Zaten yazdığınız yorumdan sonra eğer ilgi alanınıza giren konularla uğraşıyorsa blog sahibi takibe almaya başlar onu; ama illa ki bana da beklerim demek zorla misafir ettirmek manasını taşıyor..

    Yeni blogların en güzel yanı da artık blog anasayfanızda sadece takip etmek istediklerinizin yazılarının olması.. Bunu çok daha yeni farkettim :) Eskiden yemek tarifi, makyaj denemeleri, el işleri gibi paylaşımlar donatırken şimdilerde sadece isteyerek takip ettiğim insanlar olunca insan bi hoşlanıyor :)

    Uzun ömürlü bloglamalar dileğiyle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bay Kefren,
      Yorumların genelini değerlendirdiğimde benim gibi düşünen pek çok insanın olduğunu gördüm :)
      Kişisel bloggerlığı yaşadıktan sonra dediğiniz gibi vazgeçmek pek kolay olmuyor. Yazmak, düşüncelerinizi duyurmak bir ihtiyaç haline geliyor.
      Temiz bir blog ortamı oluşturmak için size iyi bir fırsat oldu :)
      Teşekkür ederim, sizin de yeni blogunuz hayırlı olsun...

      Sil
  2. Hayırlı olsun yenı yolun. Baslık tam benı ufade edıyor dıyebılırm. Bloglar benım ıcın de bır kaçış yerı. Mımlerın sadece bır faydası olacağına ınandıklaırmı yapıyorum ve bazen Mımlerı kendı yazmak ıstedıgım seylere kendımce evırıyorum ;)

    Aslında Bloglar bızım mutlu olduğumuz bır mecra olmalı kendımızı mecbur hıssettıkce baskı altında olduğumuzu hıssettıkce herseyın anlamı degısıyor.

    Blog kapatmak bana cok korkutucu geliyor nedense beğenmesem de gecmısımı sılmek gıbı geliyor sankı. Sanırım yapsam yapsam en fazla bloğumu sifrelerım. Ama sımdılık ıhtıyac duymuyorum buna bakalım gelecek bana neler gösterecek.

    Ben de artık takıbe almadna once bıraz bloğun zıhnımde demlenmesını bekliyorum. bana hıtep edıyorsa daha sonradna takıbe alıyorum. Temızlık bazen ıyıdır ;)

    sevgıler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Biz Her Yer Okul,
      Sağ olun. Bu uzun zamandır düşündüğüm hususların bir derlemesiydi aslında. Toplumsal farkındalık açısından önemli bulduğum mimleri ben de cevaplamayı düşündüm lakin bahsettiğim gibi işin ucuna hatır ilişkileri gireceğinden diğerlerini de cevaplamak durumunda kalırım endişesiyle bu kararımı delmiyorum çok uzun süredir. Çünkü çoğu eğlence içerikli oluyor.
      Kesinlikle işin içine mecburiyet girdiği zaman insan ister istemez kendini geri çekiyor.
      Hiç tavsiye etmiyorum. Blog kapatmak, bunu defalarca emek verdiği blogu kapatan biri olarak içtenlikle söyleyebilirim ki cidden korkunç bir şey. İyisiyle, kötüsüyle bir fotoğraf albümü misali kalmalı hayatımızın bir köşesinde.
      Blog takibi konusunda seçici olmak bana göre blogun ömrünü uzatan bir husus.
      Yorumunuz için teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil
  3. Valla ne güzel yazmışsın Huzurcum. Bura gerçekten bir sığınak

    YanıtlaSil
  4. Benim de bi kaç aç-kapa bloğum oldu (gerçi sonuncusu benim iradem dışında kapatıldı ya neyse :) ) kararlarının arkasinda durman ve bir daha gitmemen dileğiyle. Benuimde en gıcık gittiğim şeydir bana beklerim geyiği.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kurall Kurall,
      Blogları altın günü konseptine çevirmeyi başardık bana da beklerimlerle :)

      Sil
  5. Daha önce de söylemiştim ama tekrar edeyim, yazılarını okumayı çok seviyorum :) Bahsettiklerinin hepsi çok doğru tespitler olmuş :) Blogspot herkesin hususi sıcak sığınağı :))
    Mimlenme konusunda bir şey merak ettim. Normalde mimleme önemli olanı işaretlemek diye biliyorum ama tabi halk arasında sevilmeyen kişiyi işaretleme olarak daha sık ve yanlış anlamda kullanılıyor. Anlamı olarak neden rahatsız olduğunu merak ettim sadece, farklı bir manası daha mı var?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Karga ve Kız,
      Çok teşekkür ederim, yorumun beni çok memnun etti.
      Ben TDK anlamıyla yani "Birini, hoşa gitmeyen veya iyi olmayan bir davranışı dolayısıyla hakkında iyi düşünülmeyenler arasına koymak" olarak biliyorum. Bunu kast etmiştim. Ben de senin dediğin anlamını bilmiyordum :) Belki bu çağrışımı dolayısıyla aslında eğlenceli olabilecek bir blog oyunu bana sevimsiz geliyordur :)

      Sil
    2. Türk Dili hocam, bazı durumlarda TDK halk nasıl kullanıyorsa öyle kabul etmek zorunda kalabiliyor demişti, bu da öyle bir durum mu bilemedim şimdi :D Hangisi tamamen doğru emin değilim ama lisedeyken edebiyat hocam Osmanlı'da kitaplarda önemli görülen yerlere mim harfinin yazıldığını ve buna mimleme dendiğini söylemişti. Ondan önce mimlemenin anlamını çok düşünmemiştim zaten. Sana mimlemek zaten amacı anlamıyla da ters geliyormuş, amacım bu konudaki fikrini değiştirmeye çalışmak değil yanlış anlaşılma olmasın, sadece merak :D

      Sil
    3. Olabilir valla. Aa çok ilginçmiş ama bak. Mim harfiyle ilgisi olduğunu tahmin ediyordum ama hikayesini bilmiyordum. Yok estağfirullah, sayende bu anlamını da öğrenmiş oldum. Hem bloglar böyle etkileşimler için var zaten :)

      Sil
  6. Tevafuk Heybemdeki Huzuru gördüm,takip edeyim dedim. Bugünkü yazınız biraz -hiç bir şey tesadüf değildir-i doğrular oldu. Okurken keyif aldım, sağlama yaptım belki yeni şeyler öğrendim. Sonlandırmalar başlangıçlar kadar cesaret ister, sanırım her dönüşte artılarla olmuştur. Yeni kararlarda başlangıç gibi tazelik verir. Bloglar biraz ayna hem kendine hem karşındakine tutuyorsun..Selamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Begonvil Sokağı,
      Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz öyleyse :)
      Her seferinde bloguma daha bir düşkün oldum diyebilirirm. Bana artı sağlayan yönlerinden biri de bu.
      Evet iyisiyle kötüsüyle kendimizi yansıttığımız, okuyucunun da bu yansımalardan kendine düşen payı aldığı farklı güzel bir ortam.

      Sil
  7. Çok içten yazmışsin tebrik ederim, okurken o samimiyetini hissettim, merakla sonuna kadar okudum . inşallah blogunu bida kapatmazsin. Bizde yazılarını seve seve okuruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bülent Tutal,
      Teşekkür ederim üstad :) İnşallah bu sefer devam edeceğim şartlar elverdiğince...

      Sil
  8. Bence her blogger okumalı bu yazıyı. Gerçekten harika olmuş. Okurken bile kendimi hesaba çektim. Çok doğal, gerçekçi ve yapmacık ifadelerden uzak bir yazı olmuş. Harika olmuş. Kalemine yüreğine sağlık canım. Ben eminim ki bloğuna uğrayan ve yazılarını okuyan her ziyaretçi huzur bulmuş ve bir tutam da olsa huzur almış olarak ayrılacaklar buradan :) Tıpkı ben gibi.. Kocaman Teşekkürler ve sevgiler ♡

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşenur Yılmaz,
      Sağ ol canım yorumun beni mahcup etti. Tespitlerimi paylaşmak istedim sadece. Umarım ufak da olsa bir farkındalık uyandırır.
      Senini gibi güzel arkadaşların destekleriyle huzur buluyor, mutlu oluyorum ben de. Eksik olma :)

      Sil
  9. Huzur kardeş ne desem bilemedim.Yazını; biraz iç döküş ,ama daha çok da serzeniş gibi gördüm.Yazıyı sanki senin sesinden dinliyormuş gibi okudum ve biraz kızgınlıkta hissettim.Kuzum, gel bir sarılalım, şöylebir ağlaşalım,bas bas bağıralım.İnan çok iyi geliyor.Sen mi gelirsin,ben mi gelim???Ben senin etkinliklerin sayesinde, sen de dahil birçok arkadaş kardeş edindim.Tekrar tesekkur ediyorum.Seni,(yeni kararlarından pek memnun olmasam da) sonuna kadar destekliyorum.Herşey gönlünce olsun,hayat sana güzel ve umut dolu günler getirsin.Ben bir de şeyi merak ediyorum.O gereksiz arkadaşınla halen birliktemisin?Onu hiç sevmedim,haberin olsun.....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zehra Abla,
      Bu güne kadar biriktirdiğim tespitlerin derlemesiydi aslında. Yaşadığımbirkaç can sıkan olay olsa da öyle büyük bir öfkenin, kırgınlığın üzerine yazmadım. Böylesi daha iyi gibi geldi sadece. Bu arada "Biraz kırgınlık da hissettim" derken seni kırmış olamam değil mi? :(
      Bu yazı buz dağının blog camiasına dönük yazı aslında bas bas bağırılacak pek çok şey var ablacığım :)
      Etkinlikler konusunda yaşadığım mutluluk gerçekten paha biçilmezdi. Asıl sizleri tanıdığım için ben teşekkür ederim :) Ama takdir edersin ki etkinlik organize etmek, hayal kırıklığı yaşamadan herkesin denk bir mutluluk yaşamasını sağlayabilmek pek kolay olmuyor. Tadında bırakmak istedim sanırım :)
      Hepimiz için her şey güzel olsun inşallah..
      Yollarımızı ayıralı 2 sene oldu fakat yeniden birlikte olmamız için elinden geleni yapıyor :)

      Sil
  10. Sivri dillilik değil bu. Çoğunun duymak, görmek istemediği şeyleri kaleme almak ve tam da bu dönemde okuduğum için çok mutluyum bu yazıyı. Bir de baktım ki yazarken eskiden olduğu gibi keyif almıyorum. Ben de o blog senin bu blog benim zıplamaya başlamışım. Esasında hiç ilgimi çekmeyen yazılar okur olmuşum. O sevmediğim yorum toplayıcılardan biri olup çıkmışım. Kendimden hiç hoşlanmadım bunu fark edince. Tabii sınırını bilmeyen insanların enteresanlıkları da dahil olunca kapatmayı düşündüm bloğu. Sonra kapatmayı düşündüğümü fark edince daha da kızdım kendime. Senin burada teekk tek yazdığın maddelere benzer şeyleri düşününce bloğun benim şahsi alanım olduğunu hatırladım. Ben de kendimi çektim. Artık ilgimi çekmeyen blogları takip etmiyorum, okumuyorum. Yorum konusunda da eskisi kadar cömert değilim. O yazı gerçekten bende bir şey söyleme gereksinimi doğuruyorsa yazıyorum ve yazacağım. Bunların sonucunda da tarifi imkansız bir özgürlük hissi geldi mi bana :)))

    Ayrıca, sen çok güzel yazıyorsun. Bu yazıya bakmak bile yeterli. Ben sana iyi yazdığını söylemesem ilk başkası söyleyecekti. Teşekkür etme :) Kalemine sağlık. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söz Sanatı,
      "Aman ağzımızın tadı kaçmasın" anlayışından burada bile kurtulamadık. Bu yazıya bu kadar bile destekleyici yorum beklemiyordum aslına bakarsan. Bari burada özgürleşebilelim, kim ne der tasasından kurtulabilelim.
      Her yazı da insana bir şeyler katmıyor maalesef, zaman kıymetli. Blog okurluğuna da bir kıstas getirmek gerekiyor bu yüzden. Yeni kararlarının sana iyi gelmesine çok sevindim :)
      Olsun, senden duymak önemliydi benim için. Senin de yüreğine sağlık, yorumun için teşekkürler. Sevgiler :)

      Sil
  11. Hakkında hayırlısı ne ise o olsun diyelim ama şu var ben seni sevmişim değer takibe almışım her yerde duyurmuşumsen au ben seni sevmedim ekleyemem dersen o seni yerlere göklere sığdıramayan insan üzulmezmi ben yapamam kul hakkına. Girer .
    zamanım oldukça gider okurum sırf o bana değer vermiş diye eklerim mail adresi varsa mail bile atarım bir derdin varmı diye.hep bana hep bana olmaz.

    YanıtlaSil
  12. Siyah Kuğu,
    "Hep bana" diye bir düşüncem hiçbir zaman olmadı ki :/ Kimsenin yüzüne karşı böyle bir kabalık yapmadım. Hatta blogunu ziyaret etmemi isteyen arkadaşlara da elimden geldiği kadar uğramaya, yorumlamaya ve hatta takibe almaya çalıştım. Bundan sonrası için de "Aa yok, ben sana gelmem" demem elbet ama ilgimi çekmezse gitmem o kadarını söyleyeyim.
    Sevdiğim, takip ettiğim bir arkadaşın uzun süredir yayın girmediğini görürsem, her şeyin yolunda gidip gitmediğine dair elbette ben de mail atar ulaşmaya çalışırım. Fakat, burada kastettiğim bambaşka bir şey. Buraya düştüğüm herhangi bir notun (iç döküş yazılarını kastediyorum) reele dönüşen arkadaşlıklarda sohbet malzemesi olarak önüme gelmesinden çok hoşlanmıyorum. Buraya yazdığım burada kalmalı. Ne detay verdiysem o kadarı kafi. Yazmak dışında gücüm anlatmaya da yetse öyle yapardım zaten. Benim mantığım bu şekilde. Acılarımın dillendirilmesinden herkes gibi ben de hoşlanmıyorum. Yorumlar ise başım gözüm üstüne :)

    YanıtlaSil
  13. O zamansorun yok bak river, bipoşetkitap neşeli kitapvagonu bunlar hep üniversite hukuk ve çeşitli bolumler okuyor kağıt salıncak var şimdilik onlar geliyor aklıma kaliteli dostluklar kurarsın daha var aklıma gelirse yazarım kalem. Kuklası. Unutma canım gül. Tarladında gezersen gül kokarsın anız tarlasında. Gezersen is kokarsın . Sevgilerimle

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepsini takip ediyorum çok hoş kızlar, tatlı blogları var. Hatta neşeli ve poşetle whatsapp grubumuz bile var :) Önerilerin için teşekkür ederim, sevgiler :)

      Sil
  14. Baya inişli çıkışlı bir blog serüveni olmuş seninki :)) Heybemdeki Huzur, istediğin gibi devam eder inşallah :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senay Bn,
      Evet cidden öyle :) Çok teşekkür ederim, inşallah :)

      Sil
  15. Sanırım benim bloğumda takip etmeni gizlemişsin yani göremedim acaba bende hatır için takip ettiğin bloglardan mıyım bilemedim :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayir Fatmacim senin blogun okuma listemde duruyor. Ayrica, blogu herkese acik ya da anonim olarak izlemek baska bir seydir, takip edilen blogu sadece yayin listesinden gizlemek baska bir sey. Yani, okuma listemden gizlesem de bunu blog sahibi hicbir sekilde anlayamaz zaten.

      Sil
    2. Anladım canım şimdi teşekkürler :)

      Sil
  16. Canım Esra sen hep yaz ben hep okurum. Sığınak konusunda sana tüm kalbimle katılıyorum. biliyor musun ilginç bir şekilde blogumun çok insan tarafından keşfedilmemesini diliyorum. Az insan çok huzur diyorlar ya.. Bazen kargaşadan, telaşlardan kaçıp bloguma sığınmak ve biraz ıssızlaşmak iyi geliyor bana.. Ayrıca blogunu bir daha kapatmaman konusunda seninle hem fikirim ♥ Kesinlikle bu güzel bloga ve güzel yazılarına yazık etmemelisin. zira bunu bir kez daha yaparsan inan en çok ben üzüleceğim.. Kocamaaan sevgiler ♥

    YanıtlaSil
  17. Blog yazmak sanıldığı kadar kolay bir şey değilmiş. Yeni yeni idrak ediyorum. Artık yazamaz, zaman ayıramaz hale geldim. Ve seni gerçekten tebrik ederim. Onca zorluğa karşı göğüs gererek yeniden hayata atılıp canla başla istediğin yerde olabilmek için umut yetiştiriyorsun. Ve inanıyorum ki o güzel yüreğin en iyisini en güzelini hak ediyor.

    YanıtlaSil
  18. Güzel noktalara deginmissiniz. Ben kapatamam sanirim. Istemiyorsam belki yayindan çekerim ki daha önce yazdigim bir sayfada bunu yaptim. Yok etmeye kiyamadim. Insan kendine ayri bir dünya kuruyor bloguyla. Zamanla sevdiginiz karsilikli iletisime girdiginiz çevre olusuyor zaten. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  19. Blog yazmaya başlayalı bir buçuk sene oldu. Bu işten o kadar zevk alıyorum ki keşke daha önce başlasaydım diyorum. Şimdi bloguma uğramadan bir gün bile geçiremiyorum. Dediğin gibi bloglar bizim sığınaklarımız.

    YanıtlaSil
  20. Biraz uzun olsa da seni anlayabiliyorum insan içindekini tam anlatamadı mı yarım hissediyor kendini. Benim yazdıklarımda genelde böyle uzun . Uzun yazmanın en güzel yanı nedir biliyor musunuz. Sizin yazdıklarınızı okuyan insanların okumayı sevdiklerini ve kendinden bir parça yazılanlarda bulduğunu gösterir. o yüzden yazın güzel teşekkür ediyorum bilgilendirmende harika özellikle benim gibi bloğa yei başlayan insanlar için

    YanıtlaSil
  21. yazını çok beğendim heleki bi pragraf varya o tam beni anlatmış bende kalsın sevgiler

    YanıtlaSil
  22. bloğunuzla bugün tanıştım bende 7 yıldır blog yazarı olarak merhaba demek istedim:)

    YanıtlaSil