Son Zamanlarda Ben #2

Herkesin blogu 2016'ya girmiş, bir giremeyen benimki kalmış. Niye söylemiyorsunuz yahu? :)
Aslında günlerdir yazma sancısıyla kaplı dört yanım. "Yazsam, ah bi yazabilsem rahatlayacağım" diyorum ama yazamıyorum. Onlarca yazı yazdım yarım yamalak. Sonunu getiremedim bir türlü. Hiçbiri içime sinmedi. Çünkü, hiçbir kelimeye duygularım, hayallerim, kırgınlıklarım sinmedi. Ben karışmadım kelimelere, benliğim karışmadı. Neyse, an itibariyle şeytanın bacağını kırdım sanırım. Ha gayret!

yazamamak

İtiraf etmeliyim ki yazamadığım gibi bloglarınızı da takip etmedim bu süre zarfında. Okuduğum yazılara da yorum yazamadım. İçimdeki sızı adeta kalemimi esir aldı. 

Ankara, Ankara, güzel Ankara! ile hava durumlarımız çok benzeşiyor bu ara. Kah soğuğuyla donduruyor kah ılıman havasıyla kuşatıyor kah rüzgarıyla savuruyor bizi sağdan sola. Ne bileyim o da benim gibi halinden pek memnun değil zahir. Şu günlerde hava sıcaklığı mevsim normallerinin üzerinde mamafih benim hissedilen yalnızlığım hayatın normallerinin çok daha altında. Şikayetçi değilim. Her zaman yalnızlığı çok sevdim. Çünkü, sevmeliydim. Bu benim nihai sonumdu. Çok küçük yaşlarda fark ettim bunu aslında. "Yakında kardeşin olacak" müjdesini alır almaz aptal bir plastik bebeği tam 6 ay başucumda yatırmış olmasam ya da ne bileyim kardeşim yerine beklediğim bir kız bebeği ilk kez mezarlıkta görmüş olmasam fark etmem bu kadar kolay olmazdı sanırım. Kardeş özlemiyle her arkadaşı kardeş belleyip çoğu arkadaşlık ilişkim kazık yememle sonuçlanınca, e aşk meşk mevzularınında da durumum malumunuz bedeviden farksız olunca bir zorunluluktan öte bir tercihe dönüştü benim için yalnızlık. Kural çok basit: Sınırlarının ihlal edilmesine izin vermezsen canın acımıyor.Birinin varlığına alışmıyorsan, yokluğuna da alışman gerekmiyor. Sanıldığı kadar da zor değil. Kimseden bir beklentin yok, kimsenin de senden bir beklentisi olmasına tahammülün olmuyor zaten. Öyle kanıksanmış bir durum ki benim için yalnızlık, annemlerin yanına gidiyorum mesela bir müddet oturunca ben odama geçeyim artık diyorum. Halbuki kupkuru bir oda. Neredeyse hiçbir eşyam yok, gitmek için bir sebebim yok. Gidiyorum işte. Ne yapacaksın diye sorduklarında da "Ne bileyim, ihtiyacım var sanırım. Bünye istiyor" diye gülüyorum. "Tek başına sıkılmıyor musun? Bir ev arkadaşın olsa aslında..." diyenlere ise hayretle bakıyorum. "Bu yaştan sonra ancak evlenme yoluyla ev arkadaşı edinebilirim sanırım" diye pis pis gülüyorum. "La ev arkadaşını napıyım, ağrımayan başıma çaput mu bağlayım" demek geçiyor aslında içimden.

Yazdıkça aklıma geliyor bak... Göreve başladıktan 1 ay kadar sonra sıkıntılı bir dönem geçirmiştim. Tansiyonum yüksek çıkıyor, gece uykumdan uyandıracak kadar şiddetli bir kalp çarpıntısı yaşıyordum. Ve tek derdim neydi biliyor musunuz? Kardiyolojiye gidince tansiyon hastası falan olduğum sonucu çıkarsa annemlerin yalnız yaşamama izin vermeyeceği, düzenimin bozulacağı... "Ölüm Allah'ın emri de yalnızlığıma zeval gelmeyeydi" böyle bir mantık olabilir mi ya? :-D Neyse ki mezara yalnız giriliyor da bir de onu düşünmeyeceğim :-D Yeri gelmişken yazıyorum. Vasiyetimdir, bilin: Hani olmaz da ola ki beni ölesiye seven bi kocam falan olur, rica ederim o istese bile beni kocamla aynı yere gömmeyin. Zira kendisinden şimdiden ölesiye nefret ediyorum. İnsan gibi zamanında gelseydi ben bu hayal kırıklıklarını yaşamamış olacaktım çünkü. Hem kurgan mı bu birader? Yok bi de atımla gömün oldu olacak. Benim mezarım bana kadar a ah! :-D Her neyse işte yalnızlıkla ilgili daha çok laf var bende. Sonra etraflıca anlatırım, şimdi insanlığınızı kaybetmenizden mesul olamam.

Bir de çokça kilo aldım, yüzümde sancılı sancılı sivilceler pörtledi, ağzımda koca koca aftlar çıktı. Stresle, üzüntüyle bunların hepsini yapmaya muktedirim emin olun. Biri kendine zarar vermek mi dedi? Çekilin! Bu benim işim. Kimse dağıttığını toplamıyor bari ben toplayayım diye bir gayret diyete başladım. İşte sonuç:

1. Gün Akşam Yemeği


2. Gün Akşam Yemeği


3. Gün... 



Allah cezanı vermesin pis boğaz!
...

Pilatese başlayayım yeniden dedim. Sonra yine dedim ki :
+"Ulan pilatesin anası Ebru Şallı bile boşandı. Naha sonra da bula bula ağzı açık Sinan'ı buldu. Onca kas ağrısına değdi mi? Yaktığı kara yağların ahı tutmaz mı şimdi? Pilates topuyla verdiği onurlu mücadele neye yaradı? Amaan boş versenize". 
-"Hayır, canım sen bunu kendi özsaygın için yapm..." 
+Sen sus gız :-D


Ha bir de fena halde takıldığım bir şarkı var bu aralar: "Yine yazı bekleriz". Kulaklığımı takıp, kopüşonumu çekip yere düşen kuru yaprakları tekmeleyerek bu şarkıyla kilometrelerce yürüyebilir, eş zamanlı olarak ağlayabilir yahut etrafa boş gözlerle bakabilirim. Duygusuzum abi ben. Ağlamak falan sinirsel yani :-P



Ve son olarak; günlerin geçişine seyirci kalamam daha fazla. Bir şey yapmalı... Zaman var, imkan var, elhamdülillah istek de var. Bana düşen harekete geçmek artık. 
Söylenecek çok söz, okunacak çok kitap, gerçekleştirilecek çok hayal, kısacası yapılacak çok iş var. 
O zaman; çok laf, çok iş.
Çünkü,hayat da blog da ihmale gelmez ;)
Selametle efendim...




23 yorum:

  1. Biliyorum üzgünsün; ama o 1. gün 2. gün 3. gün nedir yaaa :))) 3. günü gördüm, ipler koptu bende mahallede yankılandı kahkaham :)) İyi gidiyordun halbuki, tam içimden "Afferin kız sana!" derken 3. gün... Hahahaha

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzgünsem dram yapacak değiliz ya yahu gül tabii :) Komik valla halim. 3. güne kadar benim de umudum vardı lakin atın ölümü arpadan olsun diyerek yemiş bulundum bir kere :):)

      Sil
  2. yaa ben seni çok özlediimm inan bana her gün aklımda, dualarımdaydın. Her gün acaba arasam mı diye düşünüp "ama çalışıyor kız senin gibi avare mi" diye vazgeçtim. Bi de mesela ben üzgünken konuşmak istemem kimseyle sende de öyle oluyor mu bilemedim. Ama yüreğimle hep destek oldum sana :) Her şey düzelecek, sadece biraz daha zaman..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen ne tatlı kızsın yahu! :) Arasaydın mutlu olurdum elbet ancak böyle durumlarda anlatacak bir şeyim olmadığından karşımdakini sıktığımı düşünerek pek telefonla konuşma yoluna gitmiyorum. Çok çok incesin. Laf olsun diye değil :) Birisinin dualarında olabilmek kadar güzel bir hediye yok inan bana. Artık buralardayım bol bol hasret gideririz değil mi? :)

      Sil
    2. Holleyy artık burdasıınn :) yalnız her türlü şeraitte yazdıklarınla bizi güldürüyosun ya bravo sana :D

      Sil
    3. Tabiatım bu n'apiyim :):)

      Sil
  3. O halde harekete geçiyoruz..:) Ben mesela diyetinde eşlik edebilirim sana..:) Malum kilolar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nahide Abla bu konuda projelerim var. Yarın başlıyoruz :):)

      Sil
  4. Kederlisin, 3.gun menüsü tam diyet için ideal olmuş.

    YanıtlaSil
  5. Yaşasın yorum kardeşliği :) blogunuzu yeni keşfettim takibe aldım, sizi de benim bloğuma beklerim, sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz. Mutlaka uğrayacağım :)

      Sil
  6. Yalnızlık denen mereti bende pek sevmekteyim,banada cok soran oluyor sıkılmıyor musun diye? Ne sıkılcam beee :) Neyse efendim guzel,icten bir yazi olmus.Benide anlatmis sanki bi cok yerinde...Sevgilerimle ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hah şöyle yalnızlığı seven adamlar yazsın bana. "Ne sıkılcam beee" mi? Söyle, bir daha söyle Berika :):) Ohh nasıl mutlu etti beni bu yorum. Benimle aynı telden çalan insanlar da var demek. Oh çok şükür :)

      Sil
  7. Blogunuzu takibe aldım.Bende bloguma beklerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldiniz, mutlaka ziyaret edeceğim. Sevgiler :)

      Sil
  8. Yazıda her türlü duygu mevcut maasallah, öncelikle aşk öyle birşey ki kim anlamış kim hakim olabilmiş.... Ya unutursun ya kavuşursun. ;)

    Yalnızlığa alışınca gerçekten de ınsanın Kafası kaldırmıyor kalabalığı ya da yalnızlığını bozacak unsurları.
    Gecen gün beyinsiz adam yazmıştı "kilolarım aynaya bakmadığım sürece benim degıl etrafındakilerin sorunu" ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bir yazıda dört mevsimi yaşatırım ben okuyucuya :)
      Ben unutmak zorunda kalanlardanım :)
      Aynen tam da öyle. Yalnızlık benim için artık bir yaşam biçimi. Aksini düşünemiyorum...
      Aynen, çok doğru bir söz bence de :):)

      Sil
  9. of yavrum ya sen birine değil aşık olma duygusuna aşıksın hem de en acılısından olanına...yalnızlığı seviyorsun aşık olmayı seviyorsun ama aşk yaşamayı sevmiyorsun.o yaramaz kalbine söz geçirebilsen de keşke bir olur yoluna baksa ne bileyim mesala sana dönük olanlar içinde arasa sahibini.off bilemedim bir yardımım dokunsun isterim ya da kal öylece acılar içinde.şu diyet işine bayıldım ben de son noktayı porsiyon porsiyon tatlıyla koyanlardanım.seni çok seviyorum.Bu içten yazılarınla kalbimin bir tarafı sızlıyor bir tarafı sıcacık oluyor nasıl bir çelişkisin sen.öpüyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay Züleyha ablacım ne tatlısın sen :)
      Sanırım dediğin gibi, tıpkı İrem Derici'nin parçasında olduğu gibi sevmeyi seviyorum ben :)
      Çekilişkiler kraliçesiyim sanırım. Yazılarımı okuyunca kendim bile afallıyorum :) Öpüyorum çokça, sevgiler

      Sil
  10. Huzur kardeş ,bazen insan kalabalıkta bile yalnız hisseder yaaa.işte bende o moddayım şu günlerde.Aslında benimki seçilmiş yalnızlık.Sen de duygularını çok güzel ifade etmişsin.yeni yıl sana hep güzellikler ve heybeler dolusu mutluluk getirsin inşaallah😌

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Zehra abla, kafa dinlemek iyidir ya :)
      Hepimize mutluluk getirsin inşallah, sevgiler...

      Sil