Heybemdeki Huzur'da Çekiliş Var!

Merhaba arkadaşlar,
Uzun zamandır aklımda bir çekiliş yapma düşüncesi vardı. Ne alsam, ne hediye etsem diye düşünürken birden dedim ki "Yahu ben ıvır zıvır sever arkadaşlarıma ıvır zıvır severlerin dükkanı ibeking'ten hediye çeki hediye edeyim, onlar istediği ürünü seçsin". Nasıl ama? :)

blog çekilişi

Not: Çekiliş şahsi bütçemden karşılanacak olup ibeking sponsorluğunda gerçekleşmeyecektir. 

***
Çekilişe katılmak için şartlarım çok basit:
1- Blogumu GFC aracılığı ile takip etmeniz (Sağ sütundaki "bu siteyi takip et" butonuna tıklayarak takip edebilirsiniz)
2- Beni Google Plus (G+) aracılığı ile takip etmeniz 

Ek Haklar

Twitter hesabımı takip etmeniz +1 çekiliş hakkı (@heybemdekihuzur)
Instagram hesabımı takip etmeniz +1 çekiliş hakkı (@heybemdekihuzur)
Çekilişi duyuruya beni etiketleyerek Instagram'da ya da Twitter'da duyurmanız +2 çekiliş hakkı
Çekilişi blogunuzda görseli ile paylaşmanız +3 çekiliş hakkı

Tüm şartları yerine getirdiğinizde 10 çekiliş hakkı elde etmiş oluyor ve şansınızı epey arttırıyorsunuz. Düşündüm de iyi şans ha! ;)

3- Çekilişe katılma isteğinizi,
Beni hangi sosyal ağlarda hangi adlarla takip ettiğinizi, 
Çekilişi herhangi bir sosyal mecrada duyurmuşsanız duyurunuzun linkini, 
Aktif bir e-mail adresinizle birlikte yorum olarak bırakmanız.

Bu şartları yerine getirseniz dahi yorumda belirtmediğiniz takdirde çekilişe dahil edemeyeceğimi/ ek haklardan yararlanamayacağınızı üzülerek belirtmek isterim. Lütfen, yorumu yazarken acele etmeyin ve yerine getirdiğiniz tüm şartları titizlikle belirtin ki hak kaybına uğramayın.
***

Çekiliş 29 Şubat 2016 tarihinde (4 yılda bir geliyor. Bu tarihi hiç kaçırır mıyım be :) saat 23:59 itibariyle sona erecek olup çekiliş sonucu 1 Mart 2016'da kafama esen bir saatte açıklanacaktır. Çekiliş sonucunda Random.org aracılığı ile 1 asıl 1 de yedek talihli belirlenecek olup asıl talihli         4 Mart 2016 saat 23:59'a kadar mailime dönüş yapmadığı takdirde şans yedek talihlinin kapısını çalacaktır :)

Benimki yarım elma, gönül alma. Umuyorum ki minik ıvır zıvırlara sahip olma şansı en çok isteyen arkadaşın olur. Katılan herkese şimdiden bol şanslar :)

Devamını oku..

Son Zamanlardaki Hobilemecelerim

Günlerce fellik fellik aradığımız, sonunda bulamayıp sipariş ettiğimiz ve benim 1 aydır bir türlü boyamadığım masaüstü kitaplığımız :) Daha doğrusu bu oda arkadaşımınki. Sonunda ar ettim kendime boyadım. Kendiminkini de emekli olmadan boyarım diye düşünüyorum :)

kitap bankı

kitap bankı


Arkadaşımın yenilemem için getirdiği fes şeklinde lokum kutuları... Alt kısmını siyah kadife kurdele ile kapladım. Siyah makrome ipinden püskül yerine de nakış siminden altın sarısı püskül taktım. Eh fena olmadı :)

fes şeklinde kutu


Hama boncuğundan bardak kapakları ve eva süngerden yaptığım kalem süsü

eva kalem süsü


hama boncuğundan bardak kapağı

Kullanımı ise şu şekildedir;



Hediye paketlemelerim;

hediye paketi

hediye paketi

hediye paketi

hediye paketi

hediye paketi






Devamını oku..

Seçil - Hasan Karaca


Seçil - Hasan Karaca
Seçil / Hasan Karaca
TDV Yayınları

Kpss sürecindeki Seçil Meçil'in içsel yolculuğu... Kpss insanı filozof yapar hakikaten. Seçil sevdim kız seni :-P

* İnsanın beyni de kolu bacağı gibi uyuşur mu? Beynimin üstüne yatmış gibiyim.
*10. kattan düşersem, hangi hızla yere çakılacağımı hesaplatıyorlar. 10. kattan düştüğümde hızımın umrumda olmayacağından eminim.
* İnanç, insanı güdülerse gerçekten inançtır.
* İnsan sevdiğinden bahseder ve korktuğundan ve önemsediğimden.
* Bir şey size uzaksa sabretmeniz kolay, fakat ulaşacak kadar yakınlaşınca sabredemiyorsunuz.
* Sen hayata sarıl kızım, birilerinin başına hayat sarmasına izin verme.
* Adaletin bir tanımı da bu: Her şeyin ait olduğu yerde olması. Daha doğrusu bu ilahi adaletin tanımı olmalı. Biz insanlar henüz ait olduğumuz yerde olmadığımıza göre bu dünyadan adalet beklemeyelim.
* Bir de güya bu devirde komşuluk öldü diyorlar. Maalesef ölmeyi hak eden komşuluklar ölmemiş. (Bana yan komşumu hatırlattı :) 
* Oysa cehennem, sonsuza dek konuşacak kimseyi bulamaman, karanlık ve soğukta yalnız kalman, tutacak elin olmamasıdır dese birisi ya da cehennem Allah'ın seni unuttuğunu bilmendir dese, bu beni akreplerden, yılanlardan ve alev saçan giysilerden daha çok etkiler.

Alıcılarıma Takılanlar 

* Oblomov / Ivan Gonçarov
* Huzur / Ahmet Hamdi Tanpınar
* Bu ülke / Cemil Meriç
* Mağaradakiler / Cemil Meriç
* Niteliksiz Adam / Robert Musil
Yay ve Lir / Octavia Paz 
* El-Münkız Mine'd-Dalal / İmam Gazali
* Şato / Franz Kafka
* Büyülü Dağ / Thomas Mann
* Ulysses / James Joyce
Usta ile Margarita / Mihail Bulgakov (film/2005) 
* Marie Antoinette (film/2006)
* Büyük umutlar / Charles Dickens (film/2012)
* Oblivion (film/2013)

20 Ocak 2016
10:37
Ankara

Devamını oku..

Blog Rehberime Sen de Katıl! ;)

Merhaba Instagramsız yapamayan ama bir o kadar da ona direnen, blogunu canlandırmak için kırk takla atan sevgili blog dostlarım, 
Size yeni bir etkinlik fikriyle geldim: "Blog Rehberi". "Yeni mi? Bu yapıldı yeaa!" diyenlerinizi duyar gibiyim. Evet, yapıldı. Çünkü bunu eski blogumda ben yaptım ben. Tabii fikri çok beğenip, aynı isimle hayata geçiren arkadaşlar da olmadı değil. Sağ olsunlar iznimi/icazetimi almak şöyle dursun nezaketen bloglarında fikrin esin kaynağından söz etmediler bile. Ne diyelim canları sağ olsun (Valla bu sefer benden habersiz "Blog Rehberi" oluşturanın gözünü oyarım ha :-P). Neyse sinirlenmiciim. Gelin sizlere Blog Rehberi'den bahsedeyim biraz.

blog rehberi

Gelecek haftadan itibaren blogumun sağ üst köşesinde bu gadgeti göreceksiniz -ki bu gadget blogum bu alemde var olduğu müddetçe orada olacak- ve üzerine tıkladığınızda istemediğiniz kadar blog keşfedebileceksiniz. Hem de kolayca ;) İsmi, cismi hoşunuza giden bloga tıklayın, hoop keşfe başlayın. Yeni sayfa açma derdi yok, link kopyalama derdi yok. "Hanımlar overlok makinesi ayağınıza geldi!" anlayacağınız :-D

Blog Rehberim'deki kategoriler ise şöyle:
1- Kişisel Blog
2- Her Telden Bloglar (Yoğun istek üzerine :)
2- Hobi Blogu
3- Kitap Blogu
4- Anne-Çocuk-Yaşam Blogu
5- Teknoloji-Tasarım Blogu
6- Kozmetik Blogu
7- Dikiş Blogu
8-Yemek Blogu
9- Moda-Dekorasyon Blogu
10- Kültür-Sanat Blogu
11- Spor-Sağlık-Kişisel Gelişim Blogu
(Talebe göre yeni kategori açılır efendim)

Blogunuzun birden çok kategoriye girdiğiniz düşünebilirsiniz. Kafanızı yormayın, size en yakın  gelen kategoriyi yazın gitsin. Sanki bana alan tercihi değil ya :-D Ama muhakkak bir kategori belirtin, ben sevmem öyle muallakta durumları :)

Blog Rehberim'e katılmak için yapmanız gerekenler ise çok basit:
1- Blogumu takip edin. E bi zahmet edin yani. Burada bedaveye reklamınızı yapacağım ama değil mi? :-D
2- Blogunuzun adı
    Blogunuzun kategorisi
    Blogunuzun linkini bu yazının altına yorum olarak bırakın.

***
Örnek: Heybemdeki Huzur
             Kişisel Blog
             heybemdekihuzur.blogspot.com.tr
***

İşte bu kadaaar. Bir de sağda solda duyurursanız bu etkinliği pek makbule geçer. Şöyle kelli felli bir rehber olsun, daha çok blog keşfedebilelim ;)

Nasıl, beğendiniz mi? Bakın katılımlarınızı bekliyorum ona göre. Hatta ölümü görün katılın :-D Haydi hoşça kalın, sevgiyle kalın :)

NOT: Kategori belirtilmeyen bloglar "Her Telden Bloglar" kategorisine eklenecektir.

Devamını oku..

Çekiliş Kazandım!

Merhabalar,
Uzun süredir blog çekilişlerine katılmıyordum. Oysa pek severim böyle küçük heyecanlar yaşamayı. Başlıktan da anlayacağınız üzere çekilişlere dönüşüm muhteşem oldu :) Myna Saçmalıyor'un felsefik çekilişini kazandım. Çekilişe katılırken kitaplar epey ilgimi çekmişti doğrusu. İsimlerine bakılırsa okumak da epey keyifli olacak :)

hediye paketi

Paketi de pek şirindi. Hem mavi hem puantiyeli :)

felsefe kitapları

Hediyeler hemencecik elime ulaştı. Bu güzel hediyeleri için Myna'ya tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. Myna'nın dünyasını keşfetmek için buraya lütfen ;) 
Küçük mutluluklar peşinizi hiç bırakmasın. Kalın sağlıcakla :) 
Devamını oku..

25 Yaş Sendromu

2016'yla birlikte yeni yaş gelmeden sendromu geldi iyi mi! Mayısın 4'ünde 25'i bitirip 26'dan ödünç günler almaya başlayacağım. Sanki çok istiyormuşum gibi. Biz (ben ve ruh hastası arkadaşlarım), bir olayın vuku bulması için kendimize kati bir tarih belirler ve  "Tamam o tarih geldi mi hala yerimizde sayıyorsak bitti say", "Tamam gari yandık" tarzında ifadeler kullanarak kendini gerçekleştiren kehanetler yapmayı pek severiz. 25 yaş da o yaşlardan biri. "25 yaşına geldin, ömrünün takriben 3'te birini geride bıraktın (ki bu stresle bu çok iyimser bir seçenek), hala bir şeyleri yoluna koyamadıysan tamam bitmiş say ömrünü bitmiş". Aha iyi halt ettik demek istiyorum. 25 yaşına içinizde ilk ben gireceğim vicdansızlar :-D

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki her yaş için ayrı ayrı sendroma girme potansiyeli var bende. Sayının önemine ve güzelliğine binaen bu yaş için bu yazıyı yazmayı uygun gördüm. Ömrünün gümüş yılını yaşıyor ve finish çizgisini ne zaman göreceğini bilmiyorsun kolay mı! Bakalım 25 yaş sendromunun bendeki belirtileri ne imiş?

1- Happy mi new year?


"Essahtan happy mi new year?" demeden alamıyor insan kendini. Ulan yaşlanıyorum daha ötesi var mı? Bende iş yoksa yeni yıl bana ne yapsın Allasen? Yani artık her gelen yıl, hayatın muhasebesini yapmak için daha güçlü bir sorgu nedeni.

2- Anam! Beyaz mı o?


Saçımda aniden türeyen 3 tel beyaz var. Yerlerinde duruyorlar mı diye her sabah aynanın karşısında manasız bir kontrol çabası içerisindeyim :-D Aslında itiraf etmeliyim ki yenileri çıkmış mı diye kontrol ediyorum. Kim derdi ki o çok sevdiğin saçlarına bir gün aklar düşecek... Heyhat, yaşlanıyorum! :-D

3- Bitmek bilmeyen geçmişe yolculuk halleri


Yaşlanıyoruz ya durup durup geriye sarmalar da başladı artık. "O öyle dediydi, bu böyle yaptıydı. Allah'ım ben ne bahtsız insanım! Başıma şu da geldiydi" şeklinde düşünceler kafanızın içinde Ankara'nın bağları oynuyor, yetmiyor bir de damat halayına dönmeye başlıyor. Durup durup başa sarıyor, geçmişin iliğinizi kemiğinizi kurutan lanetinden kurtulamıyorsunuz. Bir kere bir şey yaşanmaya görsün, geri dönüşü yok artık. Ex demekle eksilmiyor hayatınızdan. Hafızanızdan silmek istediğiniz ne varsa ömrünüzün dik yokuşlarında soluklanmak istediğiniz her anda kendini hatırlatmak için, her şeyi biraz daha çekilmez kılmak için bir köşede muhakkak sizi bekliyor oluyor.

4- "Bir tek sen eksiksin. İşim, gücüm her şeyim tamam"


Ee iş tamam, sıra eşe geliyor otomatikman. Şu an arı vızıltısı gibi gelen "Evlenmeyi düşünmüyor musun?" sorusu 25 yaşla birlikte korkunç bir ekoyla kulaklarımda çınlamaya başlayacak olsa da emin olun derdim bu değil. Hatta "Ivır zıvırlara maaşı gömeceğine iki parça bir şey al da kenara atmaya başla yavaş yavaş" diye içten içe düşünen anneme rağmen (henüz bunu dışından söylemeye cesaret edebilmiş değil) böyle bir gayem yok. Ne bileyim indirimden çeyiz düzmek bana göre sırf indirimde olduğu için bir yüzme havuzları olmadığı halde yüzme havuzu aydınlatıcısı alan Sıdıka'nın annesinin durumuyla eşdeğer, öyle gereksiz. Allah'ım kabusa baksanıza! İleride olup olmayacağı belirsiz bir adamı varmış gibi kabul edip onunla kuracağınız yuvayı hayal ederek bir şeyler alıyorsunuz. Bu şizofreni belirtisi değil de nedir? Şu devirde insanların yuva kurmaktan ziyade "yuvanızı yapacağı" potansiyeline bakarsak çok da haksız sayılmam sanıyorum.

Mesele gerçekten sevebileceğiniz, onun da sizi sevebileceği adam gibi bir adamla artık az çok bir yola girebilmek. Tamam, evlilik meraklısı değilim -ki şu an için bunu kıvırabileceğimi hiç de sanmıyorum- ama bırakınız da bu kadarını düşüneyim. Çünkü, hayatınızda bazı taşlar yerine oturmaya başladıkça çevrenizin beklentisi ister istemez çıtayı yükseltmeniz ve  gönlünüzle mantığınız arasındaki senkronizasyonun giderek mantık lehine dejenerasyona uğraması yönünde oluyor. Ki ben duygudan, duygusallıktan taviz vermeye hiç de niyetli değilim. İşte, zorunlu olarak böyle bir seçim yapmaktan korkuyorum. Tek endişem bu.
...

Devamını oku..

A'dan Z'ye Okuma Serüvenim


Sevgili Şule'nin blogunda bugün harika bir projeye rastladım. Şule kendi için A'dan Z'ye bir kitap okuma listesi oluşturmuş. Ben de eve gelir gelmez geçtim kitaplığımın karşısına, başladım her harfe uygun kitap seçmeye. Ben yeni kitap aldıkça onları okumaya öncelik verip kitaplıktaki diğer kitaplara hiç dokunmayanlardanım. Bu sayede yıllardır okunmayı bekleyen, kitaplığımın kıyısında köşesinde kalmış kitaplarıma da şans vermiş olacağım. 2016 yılında tüm kitaplarımı bitirmeden kitap almamaya karar verdiğimden, elimdeki kitapları eritip yeni ufuklara yelken açmak için iyi bir fırsat :)

Gelelim A'dan Z'ye okuma serüvenim için seçtiğim kitaplara:
Aforizmalar, Açlık Sanatçısı
Bir Yumak Mutluluk
Cami ve Namazla Diriliş
Çöle İnen Nur
Din ve Laiklik, Dokuza Kadar On
Empati
Frambuazlı Hayat
Güne Düşülen Notlar
Hüzün ve Tesadüf
I
İlk Aşk
J
L
Müslümanca Yaşamak
Namaz Muhasebesi
Osmanlı Toplumunda Aile
Özgürlüğün Baş Dönmesi
P
Rabbin Sana Küsmedi
Sevda Sözleri
Şeftali Kokulu Bir Yaz
Ters Düz, TED Gibi Konuş, Tanrı'nın Unutulan Çocukları
Uğultulu Tepeler
Ü
Ve Sen Kuş Olur Gidersin
Yeşil Deniz Kabuğu, Yalnızlığın Do Minör Konçertosu
Zamanın Behrinde Ramazan Hikayeleri

Elimde olan kitaplardan sayıyı 29'a tamamlayarak bir liste oluşturdum. Bakalım 29. kitabı gördüğümde takvimler hangi ayın hangi gününü gösterecek? Bekleyip görelim :)

Devamını oku..

Son Zamanlarda Ben #2

Herkesin blogu 2016'ya girmiş, bir giremeyen benimki kalmış. Niye söylemiyorsunuz yahu? :)
Aslında günlerdir yazma sancısıyla kaplı dört yanım. "Yazsam, ah bi yazabilsem rahatlayacağım" diyorum ama yazamıyorum. Onlarca yazı yazdım yarım yamalak. Sonunu getiremedim bir türlü. Hiçbiri içime sinmedi. Çünkü, hiçbir kelimeye duygularım, hayallerim, kırgınlıklarım sinmedi. Ben karışmadım kelimelere, benliğim karışmadı. Neyse, an itibariyle şeytanın bacağını kırdım sanırım. Ha gayret!

yazamamak

İtiraf etmeliyim ki yazamadığım gibi bloglarınızı da takip etmedim bu süre zarfında. Okuduğum yazılara da yorum yazamadım. İçimdeki sızı adeta kalemimi esir aldı. 

Ankara, Ankara, güzel Ankara! ile hava durumlarımız çok benzeşiyor bu ara. Kah soğuğuyla donduruyor kah ılıman havasıyla kuşatıyor kah rüzgarıyla savuruyor bizi sağdan sola. Ne bileyim o da benim gibi halinden pek memnun değil zahir. Şu günlerde hava sıcaklığı mevsim normallerinin üzerinde mamafih benim hissedilen yalnızlığım hayatın normallerinin çok daha altında. Şikayetçi değilim. Her zaman yalnızlığı çok sevdim. Çünkü, sevmeliydim. Bu benim nihai sonumdu. Çok küçük yaşlarda fark ettim bunu aslında. "Yakında kardeşin olacak" müjdesini alır almaz aptal bir plastik bebeği tam 6 ay başucumda yatırmış olmasam ya da ne bileyim kardeşim yerine beklediğim bir kız bebeği ilk kez mezarlıkta görmüş olmasam fark etmem bu kadar kolay olmazdı sanırım. Kardeş özlemiyle her arkadaşı kardeş belleyip çoğu arkadaşlık ilişkim kazık yememle sonuçlanınca, e aşk meşk mevzularınında da durumum malumunuz bedeviden farksız olunca bir zorunluluktan öte bir tercihe dönüştü benim için yalnızlık. Kural çok basit: Sınırlarının ihlal edilmesine izin vermezsen canın acımıyor.Birinin varlığına alışmıyorsan, yokluğuna da alışman gerekmiyor. Sanıldığı kadar da zor değil. Kimseden bir beklentin yok, kimsenin de senden bir beklentisi olmasına tahammülün olmuyor zaten. Öyle kanıksanmış bir durum ki benim için yalnızlık, annemlerin yanına gidiyorum mesela bir müddet oturunca ben odama geçeyim artık diyorum. Halbuki kupkuru bir oda. Neredeyse hiçbir eşyam yok, gitmek için bir sebebim yok. Gidiyorum işte. Ne yapacaksın diye sorduklarında da "Ne bileyim, ihtiyacım var sanırım. Bünye istiyor" diye gülüyorum. "Tek başına sıkılmıyor musun? Bir ev arkadaşın olsa aslında..." diyenlere ise hayretle bakıyorum. "Bu yaştan sonra ancak evlenme yoluyla ev arkadaşı edinebilirim sanırım" diye pis pis gülüyorum. "La ev arkadaşını napıyım, ağrımayan başıma çaput mu bağlayım" demek geçiyor aslında içimden.

Yazdıkça aklıma geliyor bak... Göreve başladıktan 1 ay kadar sonra sıkıntılı bir dönem geçirmiştim. Tansiyonum yüksek çıkıyor, gece uykumdan uyandıracak kadar şiddetli bir kalp çarpıntısı yaşıyordum. Ve tek derdim neydi biliyor musunuz? Kardiyolojiye gidince tansiyon hastası falan olduğum sonucu çıkarsa annemlerin yalnız yaşamama izin vermeyeceği, düzenimin bozulacağı... "Ölüm Allah'ın emri de yalnızlığıma zeval gelmeyeydi" böyle bir mantık olabilir mi ya? :-D Neyse ki mezara yalnız giriliyor da bir de onu düşünmeyeceğim :-D Yeri gelmişken yazıyorum. Vasiyetimdir, bilin: Hani olmaz da ola ki beni ölesiye seven bi kocam falan olur, rica ederim o istese bile beni kocamla aynı yere gömmeyin. Zira kendisinden şimdiden ölesiye nefret ediyorum. İnsan gibi zamanında gelseydi ben bu hayal kırıklıklarını yaşamamış olacaktım çünkü. Hem kurgan mı bu birader? Yok bi de atımla gömün oldu olacak. Benim mezarım bana kadar a ah! :-D Her neyse işte yalnızlıkla ilgili daha çok laf var bende. Sonra etraflıca anlatırım, şimdi insanlığınızı kaybetmenizden mesul olamam.

Bir de çokça kilo aldım, yüzümde sancılı sancılı sivilceler pörtledi, ağzımda koca koca aftlar çıktı. Stresle, üzüntüyle bunların hepsini yapmaya muktedirim emin olun. Biri kendine zarar vermek mi dedi? Çekilin! Bu benim işim. Kimse dağıttığını toplamıyor bari ben toplayayım diye bir gayret diyete başladım. İşte sonuç:

1. Gün Akşam Yemeği


2. Gün Akşam Yemeği


3. Gün... 



Allah cezanı vermesin pis boğaz!
...

Pilatese başlayayım yeniden dedim. Sonra yine dedim ki :
+"Ulan pilatesin anası Ebru Şallı bile boşandı. Naha sonra da bula bula ağzı açık Sinan'ı buldu. Onca kas ağrısına değdi mi? Yaktığı kara yağların ahı tutmaz mı şimdi? Pilates topuyla verdiği onurlu mücadele neye yaradı? Amaan boş versenize". 
-"Hayır, canım sen bunu kendi özsaygın için yapm..." 
+Sen sus gız :-D


Ha bir de fena halde takıldığım bir şarkı var bu aralar: "Yine yazı bekleriz". Kulaklığımı takıp, kopüşonumu çekip yere düşen kuru yaprakları tekmeleyerek bu şarkıyla kilometrelerce yürüyebilir, eş zamanlı olarak ağlayabilir yahut etrafa boş gözlerle bakabilirim. Duygusuzum abi ben. Ağlamak falan sinirsel yani :-P



Ve son olarak; günlerin geçişine seyirci kalamam daha fazla. Bir şey yapmalı... Zaman var, imkan var, elhamdülillah istek de var. Bana düşen harekete geçmek artık. 
Söylenecek çok söz, okunacak çok kitap, gerçekleştirilecek çok hayal, kısacası yapılacak çok iş var. 
O zaman; çok laf, çok iş.
Çünkü,hayat da blog da ihmale gelmez ;)
Selametle efendim...




Devamını oku..