Hobini Anlat!

hobini anlat


Havadisler art arda geliyor. Yine ben! Etkinlik söz konusu olduğunda tek rakibim Türk Hava Yolları :-D 

Eski blogum döneminden beri aklımda olan yalnız bir türlü hayata geçiremediğim bir proje "Hobini Anlat!". Bir hobici olarak en büyük sıkıntılarımdan biridir bilmediğim bir teknik hakkında derli toplu ve pratik bilgiye ulaşabilmek. İşte bu sebeple bu proje ile blogumda pek çok hobi tekniğini bir araya getirerek hobiseverlere bir nevi el işi rehberi oluşturmayı planlıyorum. Tabii ki maharetli arkadaşlarımın katkılarıyla. Bu etkinlik kapsamında bu cumadan itibaren her cuma blogger arkadaşlarımın blogum için hazırladığı el işi tekniklerine ilişkin deneyimlerini içeren yazılarını paylaşacağım. İlgilileri için faydalı olacağına, hobi blogları arasında da etkileşime vesile olacağına inanıyorum. Desteklerini esirgemeyen, olumlu dönüşleriyle bana cesaret veren tüm arkadaşlarıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Aldığım olumlu dönüşlere bakılırsa uzun soluklu bir yazı dizisi sizi bekliyor :)
*Mixed media
*Scrapbook
*Quilling
*Tığ işi
*Örgü
*Eva
*Hama 
konularında yazmak isteyen arkadaşlar bana heybemdekihuzur@gmail.com adresinden ulaşabilirler. 4 Aralık Cuma günü ilk yazımız yayında olacak. Takipte kalın! :)
Devamını oku..

Cumartesi Rutini

Hafta sonu olması münasebetiyle azıcık da olsa geç kalkılır. Uykudan gözünü açar açmaz da makineye bir posta çamaşır atılır. Çünkü bilinir ki balkonsuz bir evde beyazlar - açık renkliler - koyu renkliler üçlemesini bir çırpıda kurutabilmek her yiğidin harcı değildir.

cumartesi rutini

Hafta içi çoğunlukla 3-5 kuru meyve ve 1 bardak sütle geçiştirilen diyet menüsünden bozma kahvaltı yerini piremseslere layık bir kahvaltıya bırakır. Tek başına yaşanmasına rağmen üşenilmez, çay BİLE demlenir :) "Tabii ki televizyon olmazsa olmaz" denir ancak, adam akıllı bir program aranırken çay soğur. Her kanalı  "Kimin eli kimin cebinde? Az sonra!"lı magazin programları işgal etmiştir çoktan. Hafta içi eşek gibi çalışan millete canım cumartesi sabahlarını başkalarının hayatlarını izleyerek geçirmenin reva görülmesine bir anlam verilemez, gündeme dair bir programın yakalanması ile kahvaltıya farklı bir boyutta devam edilir.

hafta sonu kahvaltısı


"X dakika içinde temizliği bitireceğim" gibi bir hedef belirlenerek kollar sıvanır, kulaklık takılır, temizliğe başlanır. Temizlik sırasında umutsuz ev kadınlarına bağlamamak için Sıla'dan atarlı giderli bir parçanın dinlenmesi eftaldir.



Hafta içi 19:30 da eve gelip bırakın yemek yapmak bazen yemek yemenin bile bir hayal olduğu düşünülerek iki kap yemek pişirilir. Buzluktaki kışlıklardan bir menü oluşturmak esastır. Annelerin buzlukları boşaldıkça yaşadığı görülmeye değer sevinçleri sizin sıfatınızda da yerini bulmuştur artık. "Şu kıymadan da köfte yapıp atsam mı buzluğa?" sorusuyla bayat ekmek ararken, tüm mutfağın "Şimdi ev hanımı oldun!" diyerek sizi gururla tebrik ettiğini işitir gibi olursunuz :) Buzdolabında akan kokan ne varsa tespit edilir. İş maydanozların hepsini ayıklayıp kavanoza doldurmaya kadar götürülür.



Yemekler pişerken o sıra en çok ihmal edilen/ en çok sıkıntısı olan/ en konuşulası arkadaş aranır. Muhabbet esnasında çekmece düzenlemesi gibi incikli cıncıklı işlerin araya sıkıştırılması da ihmal edilmez. Keyif kahvesinin pişmesine yakın ses tonu hafiften konuşmanın son bulacağını haber verir kıvama getirilir ve bu uzun konuşma nihayete erdirilir. Sonra gelsin blogsal faaliyetler :) Mevcut bloglar okunur, yeni bloglar keşfedilir, yeni etkinliklerin alt yapısı oluşturulur, gelecek yazılara dair konu başlıkları belirlenir. Velhasıl bloggerlık zor zanaattir :)

keyif
Son posta da makineden çıktıktan sonra çamaşırlardan ötürü ev panayır yerine dönmüş, e çoktan da akşam olmuştur. Portakal çiçeği kokulu minnak ev onuncu kontrolden sonra Allah'a emanet edilerek sıla-i rahim etmek üzere yola çıkılır.

yolculuk


Kah "Şu kamyonun arkasına takılarak Samsun'a kadar gidebilirim" güvensizliği kah "Ben şeridimden gidiyorum çok istiyorsan solla geç kardeşim!" tribi kah "E hadi ben şu kamyonu sollayamam da eşek kadar adam sen de mi sollayamıyorsun yaa. Geçsene kardeşim!" modunda sağ şeritten giden aracı taciz etme isteği ve olmazsa olmaz "Şunun gittiği yere bak. Nereye giriyorsun yaa?!" nidaları eşliğinde sağ salim eve varılır.

Artık bundan sonrası anne yemekleriyle beslenme düzenine bir günlük es verme, hafta içinin geniş özetini geçme ve her şeyin yolunda olduğuna dair olumlu bir izlenim bırakarak ailenin içini rahat ettirmekten ibarettir :) Pazar gününün gidişatı da az çok ortada olduğundan, "Nerden bulur bu insanlar gezip tozacak vakitleri?" sorusu ile Halil Sezai vari sitemkar bir hale bürünmek de ihmal edilmez. Yalnızlığa hamd-ü senalar edilerek bir cumartesi böyle kapatılır :)





Devamını oku..

Büyüme Alameti


açelya

Annenizle babanızın büyüdüğünüze ikna olabilmeleri için sizi iş yerinizde ziyaret etmeleri gerekiyormuş sanırım :)
Yani demem o ki siz siz olun mezun olur olmaz hemen işe girmenin yoluna bakın :-P
Ne o? Yoksa işi duygusallığa vuracağımı mı sanmıştınız? B-)

26.11.2015
Devamını oku..

"Mutluluk Postası" Hediyeleşme Etkinliği #2

Hayırlı akşamlar efendim,
Dedim ki madem çok sevildi bu "Mutluluk Postası" etkinliği, öyleyse ikincisini gerçekleştirelim biz de. Çünkü sorumlu blogculuk anlayışı bunu gerektirir :-P Bu sefer konseptimiz biraz farklı. Konsept "3K" :) Yani kitap, kahve ve kupa. Kış aylarının vazgeçilmezi olan battaniye altı okumaları için okuma aşkını körükleyecek destek paketi bir nevi:)



Gelelim etkinliğimizin detaylarına:
1- Paket içeriği;
- Adında kış kelimesi ya da kışa dair bir imge geçen yahut kış teması işlenen bir kitap. Lütfen azıcık kitap raflarının arasında gezintiye çıkın. Eminim tahmin ettiğinizden çok daha fazla kitap bulacaksınız :) 
- Kahve. Her türlüsü kabulümüz. Son kullanma tarihine dikkat! :)
- Kupa. Şöyle en sevimlisinden olsun mümkünse.

NOT: Paketimizin olmazsa olmazları bunlar. İsteyen küçük hediyeler de ekleyebilir. Ancak, "3K" ya riayet edemeyecek arkadaşlar rica ediyorum etkinliğe katılmasınlar. Zira, özene özene hazırlanan bir pakete karşılık asli unsurları bile barındırmayan bir paket almak hiç hoş olmuyor emin olun. Hiçbir katılımcıyı mağdur etmemek adına bu hususu özellikle belirtmek istedim. Darılan, gücenen olmayacağını umuyorum. Etkinlik sahibi olarak bu uyarıyı yapmakla mükellefim.

2- Kitap korsan ve ikinci el, kupa ise promosyon olmamalı.

3- Etkinliğin katılımcıları hanımlardan oluşmalı. Kargo alıcısı ve göndericisi de bir hanım olmalı. Babanızın falan iş yeri adresini vermeyin gözünüzü seveyim. Kimse kimsenin adresini umursamıyor emin olun :)

4- Katılımcılar referans olarak gösterecekleri aktif bir sosyal medya hesabına sahip olmalı.

Ben varım diyorsanız;
*Bu yazının altına etkinliğe katılma isteğinizi, 
*Blog yahut sosyal medya hesabınızın linkini,
*Size ulaşabileceğim aktif bir mail adresinizle birlikte yorum olarak bırakmalısınız.

Örnek: Etkinliğe katılmak istiyorum.
            heybemdekihuzur.blogspot.com.tr
            heybemdekihuzur@gmail.com

"Amma ukala kız, bir de örnek yazmış. Anlamıyoruz sanki cık cık cık!" demeyin sakın:( Bir katılımcı geliyor ve etkinliğe katılmak istiyorum diyor gidiyor. Blog yok, mail adresi yok. Ara ki bulasın. Etkinlikle ilgili gelişmelerden nasıl haberdar edeceğim ben sizi? Eşleştiğiniz arkadaş size nasıl ulaşacak? Bunlar bende stres yapıyor arkadaşlar yapmayın gözünüzü seveyim :)

Son olarak, etkinliği sosyal mecralarda duyurursanız çok sevinirim. Ne kadar çok katılımcı olursa o kadar eğleniriz kanaatimce :)

Son katılım tarihi 12 Aralık 2015 saat 23:59 olup eşleştirmeler 13 Aralık 2015 tarihinde kargalar sabah kahvesini içerken açıklanacaktır :) Mutluluk Postası' nın son gönderim tarihi ise 21 Aralık 2015.

Ee şimdi söyleyin bakalım kimler katılıyor? :)

Dipnot: Hayal kırıklığı insanı aktif blogcu yaparmış Sevgili Okur :)  Ee yeni nesil tecrübe işte :) Takvimde bu gün: "Bir hayalin sonu, uzun gecelerin başlangıcı..."
26.11.2015
Devamını oku..

İki Satır


iki satır


   Bu gün aldığım bir kararla bloguma her gün iki satır olsun bir şeyler karalamaya karar verdim. Çünkü, blogum yaşadıklarımı yansıttığım bir mecra olmaktan öte benimle yaşayan bir varlık olsun istiyorum. Her gün yazmanın zorluğu aşikar. Nicelik artarken nitelikten ödün vereceğim endişenizi de anlayabilirim. Ancak ben profesyonel kaygılarla yazmıyorum. Sadece yazıyorum. Yazmadıkça eksik olduğumu biliyorum. Kaldı ki hiçbir insanın günde iki cümlenin dahi olsun ruhuna dokunmadan başını yastığa koymasına da gönlüm razı değil. 

   "Kelimelerin bekaretini bozmak..." bu ifade nereden kulağıma çalındı acaba? Kafka'dan olabilir mi? Mümkün. Her neyse. Az önce yazdığım cümle bu çağrışımı yaptı sanırım. Kanaatimce pek hoş bir betimleme olmasa da anlatmak istediğim şey tam olarak bu aslında. Kalemimizden satırlara dökülen her bir sözcüğün kaderini değiştiriyoruz farkında olmadan. Kimi zaman hoyratça tüketiyoruz ellerimizde kimi zamansa şefkatle aralıyoruz ardındaki derin manayı. Niyetimiz ne olursa olsun kendimizden izler bırakıyoruz onlarda, silinmemek üzere. Üzerlerine parmak izlerimizi hapsediyor, kimliklerimizin bir suretini yapıştırıyoruz yüzlerine. Ve belki de bu yüzden en çok da yazdıklarına dikkat etmeli insan. Kelimelerin boynuna yükleyeceği ağır yükten mesul olduğunu iyi bilmeli. İyisiyle kötüsüyle, kendi ruhundan yansıyanlarla kelimelere hayat verebilme cesaretini de gösterebilmeli aynı zamanda. Yazmak bu sebeple, biraz da elini taşın altına koymak bana göre.

   Kimi zaman kırk kat bohçadan çıkardığım naftalin kokulu haliyle kimi zamansa tüm duruluğuyla ansızın önünüze dökülüveren kelimelerle size sunduğum hayat benim. Anlattığım kadar hayatım, yazdığım kadar varım sizin nezdinizde. Çok yolum var biliyorum. Kelimelerin hakkını verebilmek için daha çok zaman var önümde. İncittiğim kelimelerim, eksik bıraktığım cümlelerim yine olacak elbet ama ben yazmaya devam edeceğim. Ta ki ben onlardan, onlarsa benden razı oluncaya değin.
Devamını oku..

Hatıra Kumbaram



Dün pek Sevgili Ablam Z.Hanım' dan geldi bu güzellikler...
Yeni evimde daha bir tatlı olsun diye salatalarım bu sevimli kase...
Minik mutluluklarımı iliştireyim diye bu minik defter...
Çayımı yudumlarken çocuksu hayallere dalayım diye bu yusufçuk...
Huzurlu bir yuvadan, bereketli bir gönülden, dua kokan ellerden bana doğru çıkıp gelmiş bir paket her şeyden öte...
Ellerin dert görmesin güzel insan. Hep hatrımda olacaksın :)


Devamını oku..

"Hoş Geldin Sonbahar!" Etkinliği Hediyeleri

Merhabalar,
Geçenlerde Ebruli Günler bloğunun sahibesi Ebru Abla'nın düzenlediği "Hoş geldin Sonbahar!" adlı hediyeleşme etkinliğine katılmış ve Ebru Abla ile eşleşmiştik. 2 gün önce hediyelerim elime ulaştı. Ancak telefonumun şarjının bitmiş olması sebebiyle ve mesai bitene kadar meraktan çatlayabilirim korkusuyla paketlerini fotoğraflayamadan hediyelerimi açmak zorunda kaldım.

İşte tatlı hediyelerim :)
Ebru Abla da benim gibi Küçük Prens hayranı olduğundan muhtemelen sevinçten çıldıracağımı düşünerek bu çantayı almış bana :) Pek sevindim pek...
Devamını oku..