Zihnimi Toparlarken...



Ilık süt iyi gelirdi aslında. Isıtmaya üşendim. Yatağıma sinmiş, koca bir kazan sütü yudumluyorum şimdi. Kendimi dinliyorum yine. Dişi kaplanın içinden çıkan küçük kız çocuğunu tüm savunmasızlığıyla yakalayabildiğim ender saatler bunlar, kıymetli. Çünkü, duygularımın hayatıma ne renkte yansıdığını ben en iyi zifiri karanlıkta görebiliyorum. Hayatımı, kararlarımı, fikirlerimi en iyi kalabalıklar üzerimden elini çektiği zaman irdeleyebiliyorum. En yalın halim ile tüm gün üzerimde gezdirdiğim güçlü hatunun buluşması tatsız da bitebiliyor bazen. Kim haklı kim haksız vicdan mahkemesi başlıyor sonra. Hüküm aşamasına gelmeye cesaretimiz yok henüz.

"Allah, rutinini bozmasın" duası da dualar literatüründe yerini almalı bence. Hayatın farklı lezzetlerini almak dışında rutinden az da olsa sapmalar yaşamak sizi tepe taklak edebiliyor zira. Henüz işe gitme mecburiyeti dışında sosyal hayatıma ilişkin bir rutin oturtmuş sayılmam. Okuma hedeflerimi yakalayamadan günü tamamlamış olmak beni nasıl huzursuz ediyor bilemezsiniz. En kısa zamanda istediğim okuma düzenine ulaşmaya şimdiden niyet ediyorum öyleyse :)

İş yeri ile ilgili beklentilerimi çok yüksek tutmamıştım. Az çok ne ile karşılaşacağım belliydi. O yüzden şu an bulunduğum şartlar içinde en yüksek tatmin düzeyine ulaşmak yegane hedefim. Yoksa, dersane hocamın "Ne işin var senin burada. Uzman yardımcılığı seni kesmez" dediğinde ne demek istediğini işe fiilen başladığım gün anlamış bulundum zaten.

Sütüm bitmek üzere. Üzerime tatlı bir uyku çöküyor hafiften. Her kırılgan anımda elimden düşürmediğim Küçük Prens'ten birkaç sayfa okumazsam sabahtan yana umudum eksik kalır gibi geliyor. Bu kez ne zamandır okumak istediğim Cemal Süreya & Tomris Uyar çevirisiyle üstelik... İki aşık bir hayatı, bir evi, hayallerini paylaşabilir pek tabii.  Peki ya kelimeleri paylaşmak nasıl bir duygudur acaba? İnsanın başına gelebilecek ender nimetlerden biri gibi geliyor bana. Bu çeviriyi bu sebeple çok özel bulurum - ki ayrıldıktan sonra da kelimeleri tasfiye etmişler. Cemal Süreya kendi çevirisini yayınlamış. Okuma fırsatım olmadı ancak çok yavan geliyor düşününce. Öz çekilip, kabuk kalmış gibi sadece. Ve bu anekdot da aşka ve çeviriye ihanetten öteye geçmiyor bence.

4 yorum:

  1. "Allah rutinini bozmasın." çok güzel dua. Sana da kendime de amin.

    YanıtlaSil
  2. Bloğunuzun ismi kadar var yazınızdaki huzur :)
    İnsanların çoğu boşlar, erkekler de dahil buna. Geyik muhabbeti sadece birkaç kişiyle yapmayı seviyorum, o da rahatlamak adına. Yoksa çok rahatsız oluyorum bu tip muhabbetlerden, sizin tabirinizle oksijen israfından başka bir şey değil.
    Kitap okumalı. İşimin olduğu zaman daha çok kitap çekiyor canım. Kitabın yokluğunu hissediyor olmam mutlu ediyor beni, aklıma hiç gelmeyebilirdi de :)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim :)
      İlla ki, bunu sadece cinsiyetle sınırlandırmak haksızlık olur. Dediğiniz gibi çok yakın, birkaç kişiyle belki tadı oluyor :)
      Kesinlikle, okumalı çokça. Bilirim o duyguyu, işlerin en yoğun deminde tutan kitap sancılarını... :) Kitaplardan ayrı düşmemek duasıyla öyleyse,
      Sevgiler benden de :)

      Sil